tumblr counter
Mahşerin Dört Atlısı: 2 - Popo | Can Başkent

Can Başkent

logic and the rest...

MAHŞERİN DÖRT ATLISI: 2 - POPO

CAN BAŞKENT

Freud’un kendine solcu ya da ilerici diyen dogmatik cenahlarda neden dışlandığını, kuramlarının ve yazılarının ezberlenmek yerine niçin tu kaka edildiğini anlamıyorum. Daha doğrusu, bu dışlamanın, dogmatik bir zihniyetle icra edilmesi aklıma yatmıyor. Madem dogmatik olacaksınız, neden Freudyen bir dogmatik olmuyorsunuz?

Freud’u, bilhassa ‘Üç Makale’yi okurken öğrendiğim en ufuk açıcı bilgi cinsellik ile işlev arasındaki bağın çürütülmesi olmuştur. Malum, pipi işemek, popo kaka yapmak, meme bebek emzirmek için ve ağız yemek yiyip nefes almak içinse, nasıl halledeceğiz ‘bu işi’?

Örneğin, hayvanların çoğuna bakarak öğrenebilir ve pipi ve kukunun kavuşması dışındaki tüm cinsel edimleri kapı dışarı koyabiliriz. Aynı bağlamda, sevgililerin elele gezmesini, kimi zaman aşıklardan birinin diğerine çikolata almasını hatta hatta acı/tatlı münakaşaları, ya da genel olarak tüm önsevişmeleri ve oyunları, da kapı dışarı etmeliyiz, zira hayvanlar aleminde, elele gezerek flört eden hayvan olmadığı gibi, avın/yiyeceğin iyi bölümünü sevdiğine ya da yavrusuna saklamak dışında birbirine hediye alan çiftler de pek yoktur. Dolayısıyla, hayvansal içgüdülerimiz, belki bir başlangıçtır, kör karanlıkta ilerlerken belki faydalıdır, ama, kalkıp tüm serüvenin bu şekilde ifa edileceğini iddia etmek, eh, pireye deve atlatmaya benzer.

Poponun cinsellikteki rolü de bence burada daha da ayrımsallaştırıyor kendini. Düzcinsel biri olarak örneğin, kadın poposunu cazibeli bulmam, eh fiziksel olarak, görünüş olarak en azından, çok da farkı olmayan erkek poposunu da mı cazibeli bulmamı gerektirir? Acaba, ‘Arkadan bayana benzettik abicim’ sendromu panseksüelliğin bir manifestosu mudur, yoksa cinsel cazibeyle fiziksel biçim arasındaki ilişkinin tamamıyla kırıldığı bir nokta mıdır?

Şimdi ben ne zaman kategorik ve sistematik ayrımlarla yola çıksam, (kibarlığı Feyzo’ya bırakalım şimdilik) kimi aklıevveller, Kuran’da bile bulabileceğiniz o banal argümanla çıkar gelir karşıma. ‘Ama bir çok sosyal istisna, bireysel farklılık, gözden kaçan ayrıntı var, onlar ne olacak?’. Anlatayım.

Öncelikle, haddimizi aşıp, tüm insanlara, ezeli ve ebedi bir matriste istisnasız uygulanabilecek kaideler aramıyoruz. Dahası, azıcık felsefi düşünelim, kaideler yaratsak bile, istisnaların, aslında istisna değil, başka vakalar olduğunu, istisnası olduğu iddia edilen kanunun kapsamına girmediğini düşünebiliriz. Örneğin, klişelerden gidelim, insanların iki eli vardır, şeklinde bir gözlemle ve genellemeyle ortaya çıksam, acaba, çolaklar bu kaideme istisna mı oluşturuyorlar?

Poponun cinsellik felsefesinde, mahşerin diğer atlılarıyla karşılaştırıldığında oldukça istisnai bir konumu var. Popo, tabular arasında, örneğin el gibi, dudak gibi, her iki cinste de olan ortak bir organ. El ve dudağın aksine örneğin, cinsel cazibesi nedeniyle tabulaştırılmış değil, eh öyle olsa, dudak ve suratın da tabulaştırılıp örtünmesi gerekirdi (Taliban iktidarı döneminde Afganistan’daki kadınlar düşünülebilir). Tek günahı poponun, belki de pipi ve kukuya yakın olması ve onları örtüp popoyu örtmemenin, 20. yüzyıl avantgarde modasına dek neredeyse pek mümkün olmamasıdır.

Poponun tabuluğunu, örneğin, Orta Doğu’nun dinleri, tüm bedene yaymışlardır. Sadece cinslere özgü olan organlar değil, örneğin, kadının saçı, taa Eski Mısır’a dayanan Musevi geleneklerini takip ederek günah nesnesi olur. Ama erkek saçının böyle bir manası yoktur.

Poponun tabuluğunun Orta Doğu’da (ezilen cinsin) tüm vücudu sarmasının antisimetriği de doğuda görülür: tüm bedenin bir haz ve cazibe merkezi olarak kutsanması, Hint, İran ve Çin’in cinsel esrime sanatlarında kendini apaçık gösterir. Örneğin, 2300 yıl önce yazılan bir Daoist seks rehberinde, kadının orgazm aşamaları şu şekilde verilir: yüz kızarması, meme ucu sertleşmesi, ağız kuruluğu, kuku ıslanması, kuku ıslanmasının kalçalara kadar yayılması. Benzer şekilde Daoist eserler, vücudun bir çok detayını, tıbbi bir ciddiyette inceleyip hazzın hizmetine sunmanın yollarını betimlerler.

Poponun cinsellik felsefesi açısından bence diğer bir önemli yönü, tuhaf zıtlıklar barındırmasıdır. Öncelikle en zor cinsellik organıdır. Tabulaşmasının ardındaki doğal argümanları anlamak zor değildir. Zira poponun, kıçın, doğal bir mukus salgısı olmadığı için, Eski Yunan’dan beri bilinir, bir yağ kullanmak zorundasınızdır. İkincisi, popo en mide bulandırıcı boşaltım organıdır. Çok çok küçük bir azınlığa ait değilseniz, bu bir çok insan için son derece iticidir.

Bütün bunlara rağmen, popo, sadece ve sadece erkeklerde, mucizevi bir göreve de sahiptir: prostat orgazmı. Daoist gelenekte iyice bilinen bu aktivite, poponun yarattığı ön yargıları aşmada bir çok erkek için yeterli bir gerekçedir. Erkek ve kadın orgazmı arasındaki farklar düşünüldüğünde, erkek orgazmının nadir bir kolunun olması feminizm için değerli bir argümandır. Diğer bir deyişle, heteroseksizm ve seksizm, aslında erkeklerin de bedenleriyle barışık olmasını engellemektedir.

Poponun pek de tartışılmayan tabulaştırılması kendini popo süslerini ele aldığımızda da gösterir. Popo kıyafetleri, meme kıyafetlerinin aksine o kadar çeşitli değildir. Her ne kadar kimi (pseudo) feministler, örneğin tanganın, devrimci olduğunu iddia etseler de, genel olarak bir kaç farklı kesimli don dışında poponun süslenmesi mümkün olmamıştır. Dolayısıyla, popo süsleriyle değil, biçimiyle, kavisleriyle kendini belli eder olmuştur. Elbette, memeye müdahle edilebildiği kadar popoya müdahale edilemiyor olmasının bir çok sorunları vardır - örneğin popoya yönelik plastik cerrahi yok denecek kadar azdır (tek çare liposuction). Dolayısıyla, çok açık değil mi, popo kapitalist cinselliğin, biz anti-kapitalistlerin işine yarayabilecek bir laboratuvarıdır. Pür ve püriten değildir: osururmaktan, kakaya, iğrençlikleri vardır. Plastik cerrahiye açık değildir. Zordur, ilave yağ gerektirir. Süslenmesi zordur. Biçimi iki cinste de neredeyse aynıdır.

Bu yazının başında açık ettiğimiz tezimizi tekrarlayalım. Popo, cinsler arasında, görsel manada neredeyse aynı olması nedeniyle, cinsler ve yönelimler arasındaki en kolay iletişim yoludur. Popo, nadir panseksüel cinsel tabu nesnelerimizdendir. Dolayısıyla, cinsel özgürleşme ve cinsiyetler arasındaki ayrımcılığın cinsellik sahasında minimize edilmesinin yolunun poponun davranışını ve tarihini incelemekten geçtiğini iddia etmek yerinde olacaktır.

Popo gibi diğer ortak uzuvların tabulaştırılmasını düşündüğümde, aklıma hemen, Taliban iktidarında yaşayan kadınları görsel imgeleri geliyor. Acaba, soruyorum kendime, tüm kadın bedeni eşit derecede tabu olduğunda, yani kadının memesiyle eli, burnuyla kukusu aynı derecede saklandığında ve örtüldüğünde, acaba en çekici ve cezbedici uzuv nedir? Diğer bir deyişle, sosyal cazibeyi ve modayı bir kenara bıraktığımızda, insan bedeninde içkin olarak çekici organ var mıdır? Yoksa, tüm bu cazibe bir sosyal inşa mıdır?

Ben, tüm insan bedeninin, istisnasız olarak cinsel cazibe odağı olduğunu, her bireyin kişisel ilgisinin kimi organlar için diğerlerinden çok daha fazla, kimileri için biraz daha az olduğunu düşünüyorum. Kimi dudaklara bayılırken, saçları pek önemsemez, kimisi de ellerin biçimine hayran olur. Ama her halükarda bu demek değildir ki, diğer ikincil uzuvlar çekim ve arzu merkezi değil. Elbette, kabül, ikincil çekim merkezlerinin değişmesi oldukça kolay. Benim bildiğim en önemli ve biraz da trajik örnek, sevgilinin/partnerin kaza geçirerek ampüte olması ya da deforme olmasıdır.

Daha önceki bir kaç yazımda bahsetmiş olmalıyım. Bunun başat örneğin, gazi er Ty Ziegel ve nişanlısı Renee’nin ödül kazanan fotoğrafıdır. Yüzü yanıktan dümdüz olmuş, suratı biçimsizleşmiş olan gazi er, nişanlısıyla askeri üniforma içinde evlenirken çekilmiştir bu resim ve fotoğrafçısına oldukça prestijli bir ödül getirmiştir, Dünya Basın Fotoğrafı ödülü. Çift, Ty sakat kaldıktan sonra evlenir, düğünlerinde gelinin bakışı ve yüzü, nasıl derler, oldukça temkinli, hassas ve biraz da buruktur. Bu, örneğin, erotik cazibenin bedenden soyutlanmasının modern örneklerinden biri olarak kutsanır - ta ki çiftin çok kısa bir süre sonra boşandığını öğrenene dek.

Örneğimizi basitleştirelim. Melodramatik Yeşilçam senaryosuna benzer soruyu soralım: Partnerinizin cinsel cazibeli olan uzuvlarını, örneğin, bir kazada veya hastalıkta kaybetmesinin sizin için önemi ve anlamı nedir?

Hemen küçümsemeyin bu soruyu. Bu sorunun yanıtı, meme kanserini yenenlerin, kaza geçirip sakat kalanların ya da doğuştan sakatların cinselliklerini incelemekte ve insanları bedensel kuvvetlerini göre yadırgamadan ve ayırmadan bir cinsellik felsefesi geliştirmede oldukça önemlidir.

Benzer bir soruyu, bir çok yerde defalarca zikretmişimdir: peki, sosyal bir hizmet olarak nasıl politik eylemliliklerde veya gönüllü olarak bazı gruplarda çalışıyorsak, aynı zihniyetle, sosyal bir hizmet olarak, başkalarının cinsel açlığını gidermeli miyiz? Diğer bir deyişle, genelevler yaratan cinsel iştah açlığını gidermek için ‘amatör seks gönüllüleri’ oluşturmalı mıyız?

Popo üzerine düşünmenin bu ve benzeri sorunları yanıtlamayı kolaylaştırdığını düşünüyorum. Cinsellik ve ‘et’ arasındaki ilişkiyi çözmek, dahası, bize cinsellik ve ‘şey’ ile cinsellik ve ‘cisim’ arasındaki ilişkiyi anlamada kolaylık sağlayacaktır. Böylece belki bir gün, cinsellik ve hayal ya da cinsellik ve umut arasındaki ilişkiyi de anlayabileceğimizi düşünürüz. Popo, bu minvalde tüm bu kavramları kapsayabilen neredeyse tek kategoridir.