tumblr counter

KAOS GL Röportajı | Can Başkent

KAOS GL RÖPORTAJI

CAN BAŞKENT - ALİ EROL

Can: Kısaca Kaos GL'yi sizden dinleyebilir miyiz? Tarihi, neden çıktığı, neden fanzin formatından dergi formatına geçtiğini, tirajını, neler yaptığını falan...
Kaos GL'yi, Türkiye'nin ilk gay ve lezbiyen dergisi olarak Eylül 1994'te yayınlamaya başladık. 62 sayı hiç aksamadan aylık olarak yayınladık. Dergi bütün bu süre boyunca basın bürosuna kayıtsız olarak yayınlandı ve Ankara ve İstanbul başta olmak üzere, Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde kitapçılarda satıldı. Derginin kayıtsız olması illegal olması anlamına gelmiyor; izinsiz yayın anlamına geliyormuş. Kasım 1999'da emniyet güçlerinin uyarısı ile basın bürosuna kaydımızı yaptırdık ve Türkiye'nin ilk yasal gay lezbiyen dergisi olarak ve artık iki aylık periyotla yayınımıza devam ediyoruz. İlk yıllarda fotokopi ile çoğaltıldığı halde, teknik olarak Kaos GL daha önce de "fanzin" formatında değildi. Türkiyeli gay ve lezbiyenler olarak yaşadıklarımızı - yaşayamadıklarımızı ve duygu ve düşüncelerimizi dile getirebileceğimiz bir yayın yoktu ve biz de kendi olanaklarımız ölçüsünde Kaos GL'yi ancak fotokopiyle çıkarabilmiştik başlangıçta. Kaos GL'yi 600 adet çoğaltıyoruz.

KAOS GL'deki 'kaos' sözcüğü size neyi ifade ediyor? Bana doğal döngüyü ifade ediyor örneğin. Kaos sözcüğü anarkiyi çağrıştırıyor, anarkiyle ilişkiniz nasıl? Anarkist misiniz?
"Kaos" sözcüğü bizim için de doğal döngü ile birlikte tahakkümsüz bir toplumu tanımlıyor. Zorunlu heteroseksüelliğin bir insanlık suçu olduğunu düşünüyoruz. Kaotik bir toplumda, eşcinseller ile heteroseksüeller egemenlik ilişkisine girmeden birlikte ve yan yana yaşayabilirler. Kaos GL'yi başlangıçta anarşizan eşcinseller çıkardığı halde dergi, her konuyu tartışıyor ve sözü olan herkese açık.

Türkiye gibi abartılı bir heteroseksist, homofobik bir toplumda gey&lezbiyen araştırmaları dergisi çıkartmanın bedeli nedir? Kişisel olarak size ya da KAOS GL'nin başına olumsuz neler geldi? Ayrıca KAOS GL'de isminizi açıkça yazmaktan, adres, telefon vermekten korkmuyor musunuz?Bu konuda yaşanmış berbat örnekler hatırlıyorum, Bursa'da SPARTAKUS falan..
Eşcinsellerin özgüven ve onurlarının, heteroseksizm tarafından gasp edildiğini düşünüyoruz. Bununla birlikte devlet tarafından eşcinsellere yönelik sistematik bir saldırıyla henüz karşılaşmadık. Yaşadığımız topraklarda önümüzde yaşanmış bir örnek olmadığından, eşcinsellerin çoğu ortaya çıkmaktan korkuyorlar. Şüphesiz ki çoğunun haklı nedenleri var: Aile baskısı, okulda dışlanmak, işten atılmak, aşağılanmak gibi. Bütün bunlara rağmen biz gerçeğiz ve bu topraklarda yaşıyoruz. Gizlenmekle bir yere varılmıyor. Kahraman değiliz sadece kendi hayatlarımıza sahip çıkmaya çalışıyoruz.

Diğer yandan olumlu ne tur destek&katkı gördünüz? Örneğin benim gibi seksizme, heteroseksizme, homofobiye karşı bir heteroseksüel KAOS GL'ye nasıl bir katkıda bulunabilir?
Bizler heteroseksüellerden ayrı bir dünyada yaşamıyoruz. Dergi haricinde ilişkilerimize ya da koşullara göre heteroseksüellere konuyu anlatıyoruz. Ayrıca dergimize heteroseksüel arkadaşlarımız da yazıyor. Heteroseksüel arkadaşların her konudaki teknik katkıları ve dayanışmaları elbette ki bizleri memnun eder. Ama asıl önemlisi hayatı birlikte sorgulamak ve birlikte dönüşmek olmalı. Sistemle ilişkisi ne olursa olsun, seksizme, heteroseksizme, homofobiye karşı bile olsa bir heteroseksüel, toplumda egemen konumda. Bu konum sorgulanmadığı sürece sadece homofobiye karşı olmak, eşcinsellerin durumunu düzeltmeye yetmeyecektir.

Türkiye'de eşcinsellerin genel durumundan ve eşcinsel hareketin tarihinden bahseder misiniz?
Türkiye'de eşcinsel hareketin ortalama 15 yıllık bir geçmişi var. Doğal olarak söz konusu 15 yıllık süreç, eşcinselliğin, bir toplumsal kimlik talebi olarak dillendirildiği dönem. Başta İstanbul ve Ankara gibi metropollerde bir araya gelen eşcinseller süreç içinde, İstanbul'da "Lambda", Ankara'da ise "KAOS GL" gruplarını oluşturdular. Gruplara katılan gay ve lezbiyenlerin büyük çoğunluğunu üniversite öğrencileri oluşturuyor. Son 3 yıldır yılda iki kez "Türkiyeli Eşcinsellerin Buluşması" adı altında ortak tartışma ve etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Bütün bunlara rağmen eşcinsellerin çoğunluğu ya tamamen kendi küçük kapalı dünyalarında yaşamaya devam ediyorlar ya da şimdilik uzaktan seyretmekle yetiniyorlar.

Bir de dünyadaki eşcinsel hareketi,ya da genel olarak sistem karşıtı hareketleri,nasıl değerlendiriyorsunuz? Seattle'daki anti-kapitalist karnaval falan..
Sistem karşıtı hareketler, bazılarının tarihi geçmişe dayansa da, '68 ile birlikte kendilerini var ettiler. Eşcinsel Kurtuluş Hareketi de aynı dönemin toplumsal koşullarında kendini ortaya koydu. 68 toplumsal kalkışmasının yenilmesi, ardından gelen 70'lerin ikinci yarısı ve 80'lerin ilk yarısında yaşanan neo-liberal saldırı sistem karşıtı hareketleri ya küçülttü ya da tamamen sisteme entegre olmalarını beraberinde getirdi. Bugün yeni bir umut doğuyor gibi. Eşcinsel hareket de yeni süreçte şöyle ya da böyle yerini alacaktır. Başka türlü de olmaz zaten. Çünkü genel bir durgunluk sürecinde eşcinsel hareket ya da bir başka hareket tek başına fazla bir yol kat edemez. Bu arada Amerika ya da örneğin Viyana'daki bir ortak gösteride pembe ve ya gökkuşağı bayraklarını televizyonlarda gördüğümüz halde haberde bu belirtilmiyor.

KAOS GL olarak genel bir eşcinsel kültür yaratma amacınız var mı? Varsa bu kültürün prototipini anlatır misiniz? Ya da KAOS GL'nin amacı ne? Lokal ve global açıdan yanıtlayın lütfen.
KAOS GL olarak şimdiye kadar yaptıklarımız ve bundan böyle yapacaklarımız bizim kültürümüzdür. Fakat bizim asıl amacımız bir azınlık kültürü yaratmak değil tam tersine içinde yaşadığımız heteroseksist tahakküm toplumuna eleştiri getirmektir. Bunu bu toplumdan rahatsız olan heteroseksüellerle birlikte yapmaya çalışıyoruz. Kaos GL olarak bağımsız bir eşcinsel hareket yaratma çabamız, özgür ve eşit bir toplum içindir. Kaos GL olarak bu toplumun sadece heteroseksüellerden ibaret olmadığını göstermek istiyoruz. Eşcinsel bağımsız varoluşumuzu gerçekleştirmek ve bu realitenin tanınmasını sağlamak için çalışıyoruz. Daha işin başındayız ve ilerde Ortadoğu ve Balkan Ülkeleri Eşcinselleri Konferansı hayal ediyoruz.

Dünyadaki eşcinsel kültürü nasıl buluyorsunuz? Teshircilik ve absürdism üzerine kurulmuş ve gereksiz abartılarla süslü gibi geliyor bana; haksiz miyim?
Konu ne olursa olsun insan görmek istediğini görür! Toplumun her kesiminden "eşcinsel" çıktığından çeşitliliğin olması doğal olsa gerek. Uzaklar bir yana Türkiye'de de durum aynıdır. Mücadeleyi seçen eşcinsellerin yanı sıra karamsar, inançsız, züppe, heteroseksizm işbirlikçisi eşcinseller de olabiliyor. Teşhirci ve abartılı dediğin konu, batıdaki şenlik ve karnavallardan seçilerek gösterilen tipler ise bir kez de medyanın seni aldattığını düşün istersen... Avrupa'da binlerce, Avustralya ve Britanya'da on binlerce, ABD'de yüz binlerce eşcinselin katıldığı bir yürüyüşte her zaman için "teşhirci", "absürd", "abartılı" tipler olur ve medya sadece bunları gösterir. Çünkü "ilginç" olan onlardır ve bunları gördüğümüzde kafalarımızdaki önyargılar depreşiverir.

KAOS GL'nin uluslararası bağlantıları var mi? ILGA'yla falan..
Kaos GL, ILGA üyesi ama maddi koşullarımızdan dolayı ILGA'nın herhangi bir etkinliğine katılamıyoruz. Yurtdışından pek çok grupla bağlantı kurduk, bu gruplarla karşılıklı dergi gönderme ve haberleşme düzeyinde iletişim halindeyiz.

Bildiğim kadarıyla homofobi, heteroseksizm tüm dünyada var olan bir ilkellik. Bu sorunun ortadan kalkması için ne yapmalı?..
Kadınların onca verdiği mücadeleye rağmen daha seksizmin bile ortadan kalkmadığı bir dünyada homofobiye doğal olarak sıra gelmiyor. Homofobi ve benzeri sorunlar ancak diğer toplumsal sorunlarla birlikte ele alınırsa anlaşılabilir. Heteroseksist toplumun her türlü kurumu yerli yerinde dururken tek başına homofobiyi ortadan kaldıramazsınız.

Eklemek istediğiniz..
Biz daha önce Sırbistan'dan Arkadija grubu ile iletişim kurmuştuk. Hırvat gay ve lezbiyen kardeşlerimizle de bir iletişim yakalamak bizi mutlu edecektir. Türkiye'den selamlarımızı iletiriz.

Zaman ayırdığınız için teşekkürler..
Biz de teşekkür ederiz.

Bu site, Can Başkent'in 1999 yılından beri yazdığı politik, felsefi ve akademik çalışmaların (neredeyse) eksiksiz bir derlemesidir. Bu yazılar veganizmden, beden politikalarına, dijital kültürden ahlak kuramına dek birçok konuyu kapsamaktadır.

Can Başkent'e e-posta ve twitter ile ulaşabilirsiniz.

This website collects all written output of Can Başkent since 1999. It includes his political and academical articles as well as his opinion pieces on a broad variety of issues ranging from veganism to digital culture.

You can reach Can by e-mail and twitter.