tumblr counter
Anarkopasifist Cinsellik Felsefesi Denemesi | Can Başkent

Can Başkent

logic and the rest...

ANARKOPASİFİST CİNSELLİK FELSEFESİ DENEMESİ

CAN BAŞKENT

Anarkopasifizmi, ortodoks anarşizmden ayıran en acil nokta şiddetin; toplumsal (ve bazılarımıza göre bireysel de dahil) tüm formlarına karşı durmak ve bunların var olmamaları için çalışmaktır. Bu minvalde cinselliği de insanlar arasında tanımlanabilen bir yaşam alanı olarak addetmek, cinsellik felsefesini anarkopasifizmin doğal ve acil bir varoluş alanı kılmakta.

Bu noktada, bireysel bir kimlik olarak cinselliğin tanımlanması ihtiyacı belirmekte. Gerek toplumsal bir mücadele gereksinimiyle olsun, gerekse doyum sağlama amacıyla; sözü edilen adlandırma ihtiyacı, bir şekilde belirmektedir. Şimdi aklıma gelen nokta, bunun gerekliliğidir. Tanımların kısıtlayıcılığını, ve bu tanımların niceliğin, niteliğin görev ve mekanlarını otomatik olarak değiştirebilmesini bir kenara bıraksak bile, özgürleştirici yaklaşımımız tanımlarla ne kadar uyuşabilecektir? İçsel ve çevresel bir kendini bulma olarak da adlandırabileceğimiz bu adımlar, bireyi ve/veya grubu bir tür karegorilere yerleştirecektir ister istemez. Kant'çı fikirleri cebimize koyarak, bu fikirlerin bizim ve onların toplumsal uzlaşma (konvansiyon) ile belirlediği algı ve anlama kategorileri olduğunu gözlemleyebiliriz. Toplumsal sözcük dağarcığında biseksüel ile gay/lezbiyen ayrımı olmayan toplum ve/veya bireylerin bu ayrımı yapamayacaklarını düşünüyorum. Diğer bir deyişle algı kategorilerimizin oluşmasında toplumsal yapının daha düşünsel safhaya geçmeden dahi kritik bir rolü vardır. Kaldı ki bu kategoriler üzerinden gerçekleştirilen bir düşünme etkinliği de doğal olarak bu paradigmanın sonuçlarını ortaya koyacaktır. Sonuç olarak, anarkopasifist bir cinsellik felsefesi yaratmanın ilk adımı algı kategorilerini irdelemek ve bunları şiddet sorunsalına gebe olmayacaklarla değiştirmektir. Algı kategorilerinin şiddete gebe olup olmayacağını anlamak, ilk bakışta bıçağın ekmek kesmek için mi adam öldürmek için mi olduğunu anlama sürecine benzer. Devreye ister istemez giren deneyimcilik ve dahi alışkanlıklar, nesne ve/veya edimin ait olduğu kategorileri önceller. Dikkat edilirse, bir çok okur tüm sözü edilen etkiyen elemanların toplumsal bileşenlerinin, bireysel bileşenlere nispeten daha etkili olduğun fark edecektir. Deneyim ve/veya alışkanlık söz konusu olduğunda bireyciliği sorgular hale düşmemiz kaçınılmaz. Dolayısıyla, toplumun varoluş kümesi itibariyle, gebe kalması yüksek ihtimal olan şiddeti bu analiz dahilinde bertaraf etmek ne derece mümkün.. Kaldı ki, cinselliğin içine eklemlenebilen şiddet öğesini doğallığı ve yapaylığı tartışmasını bile dillendirmeden, yazar, buna nasıl cüret etmekte??

Yazının derdi, cinselliğin ötelendiği bengicilik ve özgecilik hudutlarını irdelemek. En bireysel yaşam alanı olanak görünen cinselliğin özgürleşmesi gerçekten bireysel kalmasıyla mümkün müdür? Cinselliğin bir çok toplumsal edim gibi, toplumsal bileşenleri (en azından benim gözlemleyebildiğim ölçüde) günümüz toplumlarında baskın. Hal böyleyken, toplumsal sınırlar ne kadar geniş, ne kadar esnek ve hatta, anarşist topluluklar için konuşmak gerekirse, ne kadar anarşizan olursa olsun, dışladığı ve hatta yok etmek ihtiyacı duyduğu yaklaşımlar var olacaktır. Gey kültürün dışlanmasından, bir çok erotik hülyanın pornografik malzeme olmasını buna örnek verebiliriz. Özgürlükçü cinsellik açılımlarının ve felsefelerinin takıldığı en önemli nokta cemaatleşme engeline takılıp kalmaları ve "swinging"e dönüşmeleri olsa gerek. Kavramları gündelik yaşamın sıradan edimleriyle değiştirdiğimiz zaman ortaya çıkan benzerlik açık: bu cemaatleşme ve içe kapanık gruplaşma riski anarşizan düşüncenin tüm minör kollarına vuslat olmamış mıdır? Haliyle sonuç açık: yatak odası cinselliği, bu minvalde özgürleştirici değildir. Sistemin bahşettiklerine, "özel hayatın gizliliğine" avuç açmak özgürlükçü cinselliği geliştiremez. Dolayısıyla, sistemin ve otorite temsilcilerinin dayattığı mahremiyet mavallı sindirilmiş cinsellik, kendi kabuğuna çekilmekte, sinmekte ve maalesef cinsel tacizle açığa çıkmaktadır. Sistemin izin verdiği alan dışında, sistemin izin verdiği insanlarla beraber olma çabasına taciz diyoruz; ve bu terminolojide otobüsteki fortçuya, yoldaki pandikçiye sapık deniyor. Hal böyleyken, bireylerin bahşedilen sınırlar haricinde cinsel tatmin ihtiyacını, evvela yasaklıyor; sonra da sonuçlarını görünce de tiksiniyoruz.

Sosyal demokratça "özel hayatın gizliliği", muhafazakarca "mahremiyet" denen kendinden utanma psikolojisinin insanlığın ve insanların cinselliği üzerine kurulmasını anlamak zor değil. Otoritelerin ilk işi bireylerin uçkurlarıyladır. Apış arasını çağrıştıran küfürler, otoriter jargon olarak egemenlerin emrine amadedir. Cinsiyetçilik, gey düşmanlığı, zorunlu tekeşlicilik, tecavüz de haliyle peşisıra serpilir. "Orgy" ötesi anarşizan cinsellik felsefesi işe nereden başlamalı? İlk adımı kadın özgürleşmesi parkurunu es geçmeden nasıl atmalıyız?

Anarkopasifist cinsellik felsefesi çabalarının ilk uğraşması gereken noktalardan biri, toplumsal olarak bastırılmış ve örtülmüş cinselliğin, fevri ortaya çıkışının yarattığı şiddeti öngörmek ve bertaraf etmek olmalı. Bu misyon için ilk yöntemlerden biri örnekleyerek eylemektir. Cinselliklerimizi dillendirmek ve bu kulvarda özgürleştirici cinsellik deneyimlerini paylaşmak; örneklendirmek ve paylaşmak cinselliğimizin medeni hukuk dışında da yaşam bulmasını sağlamaya yardımcı olacaktır.

Diğer yandan, anarşist bireylerin cinsel rollerini sorgulama ihtiyacını zaruri görmekteyim. Cinsel rolleri "mahremiyet" perdesine gizleyip, kendi yataklarımızda kral/içe kesilme ve işbu "özel" alanda otorite olma riski; bir anarşistin önemle göz önünde bulundurması gereken elzem bir konudur. Biraz da Avrupa 68'inini cinsel devrimi değil miydi, yazdıklarıma benzer kamusal ve aleni bir cinsel devrim isteyen (ve kısmen de başaran). Haliyle özgürleştirici devrim, sevişmenin özgürleşmesini de er ve erbaşların özgürleşmesi kadar önemsemek zorundadır.

***

Bu yazıda dağınık olarak sunulan fikirler ve öneriler neden derlenmemeli, diye düşünürken asıl işin bireylerin özgür katılımlarıyla oluşacak olan cinsellik forumlarına taşınması olduğunu hissettim. Gerek dergi-okur ilişkisinin gereksizliği, gerekse forum pratiklerinin özgürleştirici açılımlara gebe olabilmesi, bu önerilerin hayata aktarılabilineceği umudunu verdi bana. Bu konuyla ilgili, mektuplarınızı ve eleştirilerinizi bekliyorum. Fikirler, deneyimler ve projeler bu sütunlardan aktarılacak.