tumblr counter
İnternet Pornografisi Afyon mu? | Can Başkent

Can Başkent

logic and the rest...

İNTERNET PORNOGRAFİSİ AFYON MU?

CAN BAŞKENT

Bora Ercan'ın, İzinsiz Gösteri'nin geçtiğimiz sayılarında (şubat-mart 2006) yayınlanan iki yazısını okuyunca, [(http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi79/bora.ercan_79.html), (http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi73/bora.ercan_73.html)] gene aynı fikir çalındı zihnime: "Erotizmi pornografi yapan kapitalizmdir!" Ya da, şöyle diyelim, seks karşılığı para alan insanları orospu yapan da, kapitalizmdir.

Bora'yla kimi zaman ortak zevkleri paylaşıyoruz. İkimiz de Andrew Blake-severiz, etnomatematik hakkında (çoğunu Bora'nın yazılarından edinmiş olsam da) ortak sayılabilecek yaklaşımlarımız var. Gene de pornografi hakkında, Bora kadar sakin olamıyorum. Gerek Andrew Blake olsun, gerek Şahin K., hatta Paris Hilton; pornografinin "yapay" olduğu hakikatını aklımdan çıkaramıyorum. Haliyle, pornografiyi bir cinsellik açılımı olarak görmüyorum. Nasıl yemek tarifi programı izlenerek karın doymuyorsa, pornografi de pipi-kuku doyuramaz. Peki, okuru buna nasıl ikna edeceğim? Dikkatli okur, aslında bu yazının ilk paragraflarında geçen "orospu" ve "pornografi" sözcükleri arasındaki ilişkiden fark etmiştir, fakat biraz daha açayım.

Tüm hikaye, dilin bir iletişim aracı olarak konumlandırılması, ve de iktisadi ilişkilerin dil üzerindeki tahakkümünün, bilhassa Birinci Dünya Savaşı sonrası, "halka ilişkiler" sahasının açılıp gelişmesiyle, başlar. ABD tarihi, bu konuda, gülünesi bir labratuvardır. Chomsky'den (Media Control, Seven Stories Press: New York.) da takip edilebilecek bu süreç, Wilson döneminde başlamış. Birinci Dünya Savaşı sürecinde "tahta gelen" Wilson [Wilson yardımlarına adını vermiştir, malum], savaşla hiç ama hiç ilgisi olmayan, hatta Chomsky'nin pasifist olarak adlandırdığı, masumane Amerikan halkını savaşa çekmek ister. Bu amaçla, Kamu Bilgilendirme Komitesi (Committee on Public Information) kurulur. Her ne kadar ancak iki yıl yaşamış olsa da, bu komisyon, ABD'deki yabancı düşmanlığından, Hollywood'un Avrupalı düşmanı garip filmlerini çekmesine kadar bir çok milliyetçi-ırkçı gelişmeden sorumludur. Chomsky'nin belirttiğine göre, amacı "kamusal zihni kontrol etmek" olan halkla ilişkiler alanının işte bu yıllarda temeli atılmıştı. Sonrası malum, İkinci Dünya Savaşı yükselen yeni-kapitalizm ve devasa endüstrileşme, toplumun çoğunluğunu oluşturan ve ezilen kitlelerin zihnini de fethetmeye kararlıydı. Büyük başarıyla bu tamamlandı. Artık insanlar, Emre Yılmaz'ın tespitlerini anımsayarak, kapitalizmin kucağına koşarak atlıyor.

Haliyle, sömürüye açık her biyolojik fonksiyonda (açlık: yemeğin bir hak olmadan çıkması; uyku: kahve ve red bull'ların insanları uyutmayıp çalıştırması ya da çılgınca eğlendirmesi; susamak: su değil kola için, zira kola bir çok Avrupa kentinde sudan ucuz; barınmak: kazancınızın yarısını evinize verin, kalan yarısıyla da o evin içini doldurun) olduğu gibi, sekste de müdahale kaçınılmazdı. Cinsel roller ve ilişkileri tanımlayan sözcüklerin işgalci bir yapı sökümü başladı haliyle. Hukuk dili ve bilim dili bilhassa bunun yerleşmesine büyük katkıda bulundu. Örneğin, homosexual (homoseksüel) sözcüğü, Amerikan Psikologlar Birliği tarafından onyıllarca, 1960'lara dek, bir hastalık ismi olarak kullanıldı. Eşcinsel hareketin, kendilerini temsil edecek bir sözcük yaratması da gecikmedi: gay (neşeli). Dilin, kısmen de olsa geri kazanımı, politik bir kulvardan gerçekleşebilmişti.

İşte cinsellik alanına dair dil de, benzer bir şekilde yitirildi aslında. Üstelik feminist hareketin görece (küresel) zayıflığı da hesaba katılınca, cinselliğin pornografiye evrilmesi çok kolay ve rahat oldu. Oldukça ustaca kullanılan propaganda, pornografik yayınları ifade özgürlüğü kapsamına soktu, ve de (poşete sokup) ergen olmayanların bu yayınlara erişimini engellemekle de gurur duyarak, bu mücadelenin galibi oldu. En güçlü muhalifleriyse Mormon'ların başını çektiği, dini gruplardı. Mastürbasyonun zararlarını anlatan, azdıkları zaman gençlere soğuk duş almalarını ya da spor yapmalarını öneren broşürlerine, bu dergilerin ahlaksızlığıyla ilgili bir kaç slogan da ekleyiverdiler. Ama Hugh Heffner ve Larry Flint'in kahramanlaştırılmaları ve ikonlaştırılmaları engellenemedi, hoş neden engellensindi ki zaten... Dolayısıyla, yine iki garip uç arasında kalan çoğunluğun yoğun bir propagandaya ihtiyacı vardı, ve paranın çoğuna, cazibe ve albeninin misli misli fazlasına sahip olan taraf tam anlamıyla ezici bir zafer kazandı. Haliyle de, egemenler dünyası metodolojisiyle düşünmeye alıştırılmaya çalışılan çoğunluk için, gene bir çelişki yaratıldı: yeni cinsellik sözcükleri. Pornografinin özgürlükçü yanılsamaya tekabül ettirilmesi ve "alan razı - satan razı" düzlemine indirgenmesi, yahut da aksine "bunlar masum kızcağızlar, hepsi kötü yola düşmüşler, kurtarılmalılar" düzlemine indirgenmesi, yine yeni paradigmayı kavramayı engeller oldu. Diğer bir deyişle, dilimiz ister seks işçileri, ister orospu desin, bu iki yolla da fuhuş/pornografi "sektörünü" anlamaktan uzaklaşmaktayız. Pornografi/fuhuş sektörüyle ilgili, benzer bir şekilde sorulabilecek diğer bir kusurlu soru da, "porno zararlı mıdır?" olacaktır. Zira, bu soruya verilecek her iki yanıt da, bize yeni bir bilgi sağlamaktan çok, fikirlerimizi manüple etmeye yönelik kalacaktır.

İşte Bora'nın açımlamadığı bu dilsel nokta, onun yazdıklarını okurken bir çok noktayı tam kavrayamama neden oldu. Haliyle, internet pornografisinin de bir afyon olup olmadığı üzerine düşünürken de, benzer şekilde dilsel bir uzlaşım eksikliği hissettim. Nitekim, Bora "Kimi zaman gözlerinden başka hiçbir yeri açık olmayan ya da çıplak olsa bile ayak bileğinde halhal, ellerinde eldiven, boynunda ince bir şal olan bir insanın çırılçıplak bir insana göre daha erotik görünmesinin bir açıklaması bu olsa gerek" şeklinde yazdığında, aslında bir açıklama yapmaktan ziyade, zaten çoğumuzun aşina olduğu bir hakikati, farklı bir uçtaki terminolojiyle açıklamakta. Haliyle, bu ve benzeri mecrada ilerleyen Bora'nın yazdıklarından, aslında, fikirlerini öğrenemedim tam olarak ve de onu bu yazılyla "tahrik etmeye" çalışmaktan başka bir çare de göremedim.

Haliyle, internet pornografisinin afyon olup olmadığını anlamazdan önce, Bora'dan onun için neyin afyon olduğunu öğrenmemiz gerekecek.