tumblr counter
Aşkın Hızı | <a href="http://canbaskent.net">Can Başkent</a>

Can Başkent

logic and the rest...

AŞKIN HIZI

CAN BAŞKENT

Aşık olmam epey uzun sürdü. Ama anlayamadım tabii bu kadar yavaş olduğunu. Ama aşkım çabuk söndü. Yani uzun bir aşk yaşamak zorunda kaldım.Bilirsiniz, aşkla zaman ters orantılı olabiliyor. En azından benimki öyleydi. İnsanlar hep aşkın geçici delilik olduğu yönünde vaazlar, öğütler veriyorlar. Kendi başarısız aşklarından sonra benim başarılı aşkımı çekemiyorlar sanırım. N'apalım,bu da onların yetersizliği.İyi ki aşkım kısa sürdü. Bu kısalık neye göre, bilen var mı? En büyük hatalarımızdan biri değil midir, kendimizi kendimizle karşılaştırmak. Aslında sözcük/anlam olarak "karşılaştırmak" yanlıştır desek? Zaman göreceli, hız göreceli, aşkın hızı -ki varsa- neye göre algılanacak? Referans sistemi kendimiz miyiz? Değilsek kim? Soru çorbası oluyor. Amacım da aslında biraz bu:Saçma sorular; ki saçma kötüdür diyemezsiniz, saçma ilk etapta anlaşılmayandır, sorarak sizi birazcık sarsmak.Ama fazla değil.Okurumun hemencecik sarsılacak kadar zayıf olmasını kabullenemiyorum.Herkes beni okumamalı. Sen de okuma. Aslında yazıyı sizin değil de, sadece sevgililerinizin okumasını isterdim. Böylece belki, umarım, ilişkiniz biraz sallanırdı. Güzel olurdu aslında. Yazarın dediğine benzer "Birgün bir yazı okudum ve tüm hayatım değişti."

Aşık olduysanız aşkın hızı -eğer saate ve takvime bakmadıysanız ya da biri size bunları söylemediyse- olmadığını keşfetmişsinizdir ya da bence keşfetmeliydiniz. Aşkın hızının tanımlanamayacağını iddia etmek isterim. Detaylandırırsak, aşığın maşuklayken zamanı algılamaması gerektiğini söylemek isterim. "Aaa, hava kararmış." Aşık ve maşuğa bir işarettir bu. Size ayrılan süre doldu diyor tanrı. Sıra şu sıralar güneşin doğduğu batı boylamlarında.

Aşkın zamanla kısıtlanmamasını da diliyor dilim, ki dil burada cinaslıdır.

Aslında burada aşkla alakası olamayan bir kavramı aşkla ilişkilendirmeye çalışıyorum sanırım. "Kaç kilo aşıksın?" demek gibi bir önerme değil mi bu? Ve sen yanlış yazıyı okuyan talihsiz okur, şimdi hissedebildin mi, aşkının hızı olmadığını? Duyumsayabildin mi gönlünün saati sayacı olmadığını? Ya da, o kadar uğraşmana rağmen, neden gönlüne bir aşk sayacı takamadığını belleyebildin mi?

Aşka aşık olmamı sağlayan onlarca neden var belki. Hızsız olması, hatta uzaysız olması da diyebiliyorum bazen buna, bu nedenlerden biri. Aşkım beyin uzayında mi yaşıyor,gönül uzayında mı?

Heeyyyt ulan, fizik yetmez benim aşkıma! [Ne yeter biliyorum.]

Aşkın hızı sevgiliyi hasretle düşünme sıklığıdır. Nereden mi biliyorum? Aklımdan çıkmaması belki bir ipucudur.Belki ben o şekilde algılıyorum. Ya da, ağlama sıklığı da derim. Gözyaşlarını dışarı akıtmak zorunda değiliz, biliyorsun. Çoğunlukla kalbim ağlar. Kalbim gözyaşlarını damarlarıma akıtır. Tüm bedenimi, penisimden dudaklarıma kadar, dolaşır o acılı gözyaşlarım. Aslında tabii, gözyaşlarım dolaşacağına parmaklarının dolaşmasını tercih ederdim ama nafile.

Aldatılma paranoyasına kapılma sıklığı bir hız ölçüsü olamaz mı?

Aslına bakarsanız bu şekilde onlarca, belki yüzlerce neden-kıstas bulabiliriz. Öpüşme-sevişme sıklığınız, birbirinize mektup (e-posta değil!!) yazma sıklığınız...

Umarım,aşkınızın hızını ölçme gereği duymuyorsunuzdur. Bırakın benim gibi ilgisiz yazarımsılar denesin sizin aşkınızın hızını ölçmeyi. Ama siz lütfen aşkınızın hızını aramayın. Aşkınızı tüm zaman-uzay boyutlarında yasayın.

Yazar sizden bunu ister. Yazımı okudunuz; bana borcunuz var, değil mi?