tumblr counter
Paralel Evrenler | <a href="http://canbaskent.net">Can Başkent</a>

Can Başkent

logic and the rest...

PARALEL EVRENLER

CAN BAŞKENT

21 Aralık 2008

Erken kalktım. Aklıma kötü düşünceler geldi, oyalanmak için bilgisayardaki işlerimi hallettim. Gazeteyi kapının önünden aldım. Portakal suyu ve kakaolu gevrekten mamül kahvaltımı yerken, “Death Note” adlı anime diziyi izledim. Anime çok uzadığı için, konsantrasyonum dağıldı. Gazetede evlilik ilanlarını okudum. Reklamlara baktım. Eski bir İngiliz dışişleri bakanının yazısını yayınlamalarına bozuldum. Kentin meydanında kurulan, hediyelik eşya tezgahlarıyla ilgili yazıyı sevdim. Aklıma dün Almanya’da salıverilen “Kızıl Ordu Fraksiyonu” üyesi mahkumun varlığını da gazeteden öğrendiğim geldi. Utku’ya bir mektup yazdım. Mektubun içeriği oldukça tuhaftı. Yazarken zorlandım. Sonra, biraz daha bilgisayarla uğraştım. Linux dünyası bitlerinde gezenti olmak hoşuma gitti. Sonra da, uyumaya çalıştım.

21 Mart 2009

Kış güneşinin ne anlama geldiğini bir daha hissetmek için, sabah 8'de dışarı adım atmam yetti. Pırıl pırıl bir gökyüzü vardı, ancak hava çok soğuktu. Bunun iki "paralel evrenin", tek bir evrene sıkıştırılması olduğunu düşündüm: parlak, sıcak bir gün ve ayazlı, soğuk bir sabahın içiçe geçmesi...

Gün sadece iki paralel iklimin değil aynı zamanda sanki, iki farklı hayatın da içiçe geçmesiydi. Uykulu uykulu kentin sokaklarında yürürken, aslında iki hayatı birden yaşadığımu düşündüm: uyuyorum ama kentte yürüyorum.

Gün biterken de uyudum ama sanki bir yandan da yürüyordum.

21 Mart 2010

Güneşin ısıtmadığı, rüzgarın üşütmediği günlerden biri. Kahvaltıyı semtimdeki parkta yaptım: vegan peynirli çörek ve domates. Basit ve lezzetli.. Zaruri ıvır zıvırların ardından, Food not Bombs'a uğradım, kazanları yıkadım. Akşam evde abur cubur eşliğinde polisiye macera filmi izlerken, ajan olmanın epey cool olduğunu düşündüm. Bütün bu boş işler arasında, sanki benim dünyam paralel değil de, diklemesine gidiyormuş gibi hissettim. Uyumak için gene onu düşündüm, uyuyamadım.