tumblr counter
Kutu Kola

Can Başkent

logic and the rest...

NEDEN BİTCOİN HAKKINDA YAZILANLAR HEP YANLIŞ?

CAN BAŞKENT

Felsefenin en önemli meselelerinden biri nedensellik ilkesidir. Neyin neye yol açacağı, nasıl yol açtığı, her zaman yol açıp açmayacağı konuları ciddidir. Örneğin, mikroplar hastalığa “yol açıyorsa” neden ben hasta oluyorken sen olmuyorsun? Neden bazı hastalıklar mikropsuz?

İnternet teknolojilerinin detaylarına yaklaştığımızda da aynı duvara çarpıyoruz. Dünyayı değiştirme amacıyla, böyle bir nedensellik yaratabileceği amacı ve hayaliyle ortaya çıkan hemen her teknoloji ya hayal kırıklığı yarattı ya da çöktü. Bitcoin de böyle - eğer dünyanız üç beş bilgisayar meraklısından ibaret değilse.

Bitcoin’in hangi matematiksel denklemlerle üretildiği, blok-zincirin ya da kriptografinin ne olduğu falan işin en önemsiz kısmı aslında.

Önemli olan şeyler şunlar:

1. Bitcoinler sınırsız sayıda değil. 21 milyon Bitcoin olacak dünyada. Meseleyi ciddiye almamızı sağlayan tek nokta bu. Peki, doyma noktasına yaklaşınca ne olacak?

2. Bitcoin transferleri ücretsiz değil. Hatta kimi zaman PayPal gibi birçok hizmetten bile daha pahalı olabilir, çok daha uzun süre bile alabilir.

3. Herkes Bitcoin üretemez. Astarı yüzünden pahalıya gelen karmaşık bir mühendislik bu. Nasıl yapılacağını bilseniz bile, almanız gereken yüksek teknolojili bilgisayarlar ve harcayacağınız elektrik çok pahalıya patlar. Hatta küresel ölçekte Bitcoin üretmenin harcadığı elektrik İrlanda’nın ya da İzlanda’nın harcadığı elektrikten de fazla. Bu nedenle elektriğin nispeten ucuz olduğu ülkelere kaymaktadır bu iş. Halihazırda kullanılan Bitcoin’lerin yüzde sekseni Çin’de üretiliyor.

4. Gerçek Bitcoin zenginleri ve üreticileri, meselenin sınıfsal bir temele indirgendiğinin en önemli delilidir. Daha ne olduğu bile belli değilken bu işe yüksek meblağlar yatırabilen bir portföyü elbette bu işin riskini hesaplamış, bu riski hazmedebilmiş bir boyutta olacaktır - kısacası kalın enseli olacaktır.

5. Bitcoin ile bir şey satmak çok manasız bir iş. Örneğin 10 liraya kitap satacaksanız, bunun Bitcoin değeri her gün değişecektir. Hatta bazı zamanlarda çok hızla değişecektir. Dahası bu değişim enflasyon/deflasyonla ilişkisiz bir şekilde olacaktır. Bu şartlar altında kimse cebindeki para dururken Bitcoin’ini harcamaz, harcamıyor da. En son ne zaman Bitcoin’le bir şey aldınız? Ben sadece 3-4 kere bir şeyler satabildim - o da birkaç yıl önce, 2017’de asla.

5. Bitcoin teknolojisinin iktisadi sistemi ve “düzeni” değiştireceği hayalperestçedir. Zira, Bitcoin hala küresel ve toplumsal bir ihtiyaca cevap vermiyor. Bu nedenle belki de evvela silkroad’da popülerleşti. Zira paypal falan filanın ötesine geçen bir ihtiyacı karşılıyordu: anonim, isimsiz banka hesabı. Buna da kimlerin ihtiyacı olabileceği malum.

6. Dünyayı değiştirme meselesini Bitcoin’e indirme işi cıvıtmadır. Bitcoin’in, günümüzün en önemli sorunlardan biri olan gelir eşitsizliğini nasıl çözebileceğini bilen var mı - ganimetçi gençlik yaratma dışında?

6. Graeber’i hatırlayalım. Para eğer bir borcun karşılığıysa, Bitcoin neyin borcu? Para ekonomisi olarak düşünüldüğünde, nakit paranın yarattığı borcu düşündüğünüzde, Bitcoin nasıl bir borç yaratacak? Aksi takdirde, yatırım aracı olan bir derivatifin ötesine geçemeyecek Bitcoin. Bir yatırım aracı olarak gerekçelendirilmesinin tek yolu da “alan razı / satan razı” diyalektiği ve belki de sınırlı sayıda olması olacak.

7. ICO’lar kripto-paraların ciddiyetini bozmaktadır. Çakalca bir zenginlik hevesi, ki bu heves yer yer kolayca gerçekleştirilebilmektedir, meselenin ekonomik ciddiyetini ortadan kaldırıyor. ICO’ları, The Economist gibi yeni kripto-paralar için kitlesel-fonlama olarak görebilirsiniz. Zira, şüphesiz, kimi kripto-paralar ciddi birer yazılım projesidir. Ama yine de sormadan duramıyorum, Paris Hilton’un desteklediği kripto-para hangisiydi?

8. Dolara, avroya yatırım bu ülkede 90lardan beri aşina olduğumuz bir kavram. Ancak dikkatli bakınınca, mesele dolar ya da avronun mutlak değeri değildir. Mesele, doların liraya göre bağıl değeridir. Bitcoin için ne böyle bir bağıl ne de mutlak bir değer var. Bu da onun ekonomik temelini zayıflatmakta. Aksi takdirde arz-talep dengesinden başka bir açıklama sunamayız Bitcoin’in değeri için.

9. Para-pul işlerinde isimsiz/anonim kalabilme ne kadar iyi bir şey, kestiremiyorum. Her ne kadar Bitcoin cüzdanları arasındaki alışverişin hesabı tutuluyorsa da, bu cüzdanların kime ait olduğunun hesabı tutulmuyor. Yanlışlıkla falan birine gönderdiğim Bitcoinleri geri alabilme imkanım yok. Çünkü, prosedür P2P (peer-to-peer) ve parayı geri alma garantisini sağlamanın tek yolu aracı kullanmak. Öyle bir durumda da Bitcoin’in kredi kartından bir farkı kalmazdı. Özetle, bu şu demek: kafama silah dayarsanız tüm Bitcoin’lerimi kendi cüzdanınıza transfer ettirebilirsiniz. Nasıl geri alacağım peki böyle bir durumda Bitcoinlerimi?

10. Forklar işi sulandırmaktadır, en azından yeni kullanıcılar ve meraklılar için. Bitcoin Cash forkuyla, SegWit2X forku arasındaki farkı anlamak için bu işleri ciddi miktarda bilmek gerekmektedir. Ama bu, işi daha da karmaşıklaştırmakta, meseleyi sıradan bir yazılıma indirgemektedir, sürekli güncellenen, güncellendikçe eski orijinalliğini kaybeden. En önemlisi de insanların güvenini yavaş yavaş sarsmakta forklar - Eylül 2017’deki dip bunun bir kanıtı olsa gerek.

11. Orijinal büyüsünü kaybetmiş diğer benzer bir teknoloji torrent’ti. Gene dağıtık, merkeziyetçi olmayan bir teknolojiydi. Sadece “korsan” değil aslında hemen her dosya paylaşımı için kullanılabilirdi. İnterneti değiştirecek bir devrimdi. Bir iki açık kaynak yazılım ve işletim sistemi dışında kullanan pek kalmadı - bir de kapatılıp duran Pirate Bay’in takipçileri var tabii..

12. Bitcoin’in balon olup olmadığını zaman gösterecek. Bugünün “tüm” kehanetleri temelsiz olmaya mahkumdur. Önümüzü görecek, ciddiye alınır tahminde bulunacak bir delil yok elimizde. Kimsenin elinde yok. Tek çaremiz bu ilginç deneyin sonucunu beklemek.

13. Mesele bir dijital programın ve prosedürün tahmin edilemez bir yatırım aracına dönüşmesidir. Daha da ciddisi bunu bir yatırım olarak görmektir. Ama maalesef bu yatırım değildir - her ne kadar kısa vadede birçok insana ciddi paralar kazandırdıysa da. Çünkü yatırıma verilen paranın nereye niçin harcanacağı belli değildir. İstanbul’daki arsa spekülasyonları, rüşvetle arttırılan imar izinleri de kısa vadede birçok insanı zengin etti, bunu anlamak kolay. Ama Bitcoin’in Aralık 2016’daki değeriyle Aralık 2017’deki değeri arasındaki farkı anlamak hiç de kolay değil - sosyolojik faktörler dışında.

Sorun, nihayetinde, Bitcoin deneyi değil. Kapitalizmin elinde bunun da bir kapkaççılığa dönüşmesi. Piyasanın ve Bitcoin kitlesinin de kendilerini ispatlamak için buna çanak tutması.

Nihayetinde, naif hayalperestlik sadece bilişime özgü değil. Kaçımız şurada Esperanto konuşuyor?