tumblr counter

Röportaj: İspanyol Vicdani Ret Hareketi | Can Başkent

RÖPORTAJ: İSPANYOL VİCDANİ RET HAREKETİ

CAN BAŞKENT - CTHUCHI ZAMARRA de VILLANUEVA

Çeviri: Zeynep Sarıaslan

İspanya Vicdani Ret hareketinin etkileyici bir öyküsü var. Bize bundan biraz bahsedebilir misin? Mesela, İspanya'daki VR hareketini tetikleyen faktörler neler ve hareketin İspanya İç Savaşıyla (ve hatta Napoylon dönemiyle) nasıl bir siyasi ilişkisi var?
İspanya'da 18. yüzyılın ortalarından başlayan ve anarşist hareketin o dönemki gücüne dayanan eski bir antimilitarizm geleneği var. Bir türlü bitmeyen savaşların olduğu dönemlerde, askerlik hizmetine karşı, oldukça başarılı olmuş ciddi bir hareket vardı. Ne var ki, ancak Franco'nun ölümünden sonra şiddet karşıtlığı ve antimilitarizm birleşip VR Hareketi'ni oluşturabildi, yani MOC (Movimiento de Objeción de Conciencia - Vicdani Ret Hareketi).

Sen bir MOC üyesisin. Bize MOC’un tarihinden biraz bahsedebilir misin?
MOC’un tarihi aslında Franco’nun ölümünün öncesine, şiddet karşıtı Hıristiyan aktivistlerle ile anarşist aktivistlerin antifaşist mücadelede buluştuğu zamana dek uzanıyor. Her şey, Pepe Benuza’nın çökmekte olan bir diktatörlükle yönetilen bir ülkede askerlik hizmetini reddetmek için askeri eğitim almasıyla başladı. Hapishanedeki üçüncü yılında, 70'lerin ortasında gelişip tüm ülkeye yayılan ve tüm vicdani retçi grupları bir araya getirmeyi başaran bir antimilitarist ve şiddet karşıtı hareket başlattı. İlk senelerde, vicdani redde ilişkin yasal bir düzenleme olmadığından sivil itaatsizlik stratejisiyle, karşılaştığımız zorlukların üstesinden gelebilme olanağımız vardı. Nihayetinde, 1989’da bir kanun çıkarıldı ve biz de askerlik hizmetini ve alternatifi olan sivil hizmeti reddeden büyük bir total ret hareketi başlattık. Böylece, “Insumisos” (itaatsizler) diye anılır olduk. Binden fazlası hapishanede olmak üzere, on beş bin kişinin katıldığı sivil itaatsizlik eylemleri yaptık. Bu, muazzam bir dayanışma hareketi yarattı ve (başka şiddet karşıtı doğrudan eylemlerle birlikte) şiddet karşıtı yöntemleri diğer sosyal hareketlere de taşıdı. Sonunda, 2000 yılında, zorunlu askerlik hizmeti kaldırıldı ve şimdi yaratıcı antimilitarist hareket içinde pek çok eylemler ve kampanyalar düzenliyoruz.

İspanya VR hareketine "başarı"yı getiren en önemli unsurlar nelerdi sence?
Destek ağları kilit noktaydı, ama tabii ki ordunun kırk yıllık diktatörlükten ileri gelen kötü şöhreti de çok işimize yaradı. Ayrıca, insanlara farklı direniş yollarını gösteren şiddet karşıtı doğrudan eylemlerin de etkisi büyük.

Uzun ve zorlu bir mücadelenin ardından, İspanya’daki hareket VR hakkını almayı başardı. Peki, sırada ne var?
VR hareketi, 1978 anayasasında vardı zaten, dolayısıyla bizim amacımız hiçbir zaman VR hakkının tanınması olmadı, bizim derdimiz toplumun demilitarizasyonuydu. Sadece askeri yaptırımlardan ve harcamalardan değil, toplumsal ilişkilerin içine sinmiş militarist değerlerden ve ilkelerden de kurtulmaktı. Yani, askerlik hizmetinin kaldırılmasını sağladık ama toplumun militarizasyonu yeniden yükselişe geçti, dolayısıyla önümüzde hala yapılması gereken yığınla iş var: (Avrupa emperyalizmini göz ardı ederek) Amerikan emperyalizmine karşı güçlü bir orduyu savunan solcu gruplarla bile mücadele etmek gibi.

"Insumision Total" (Total İtaatsizlik) Hareketi alışıldık VR taleplerinin ötesine geçiyor. Devletin bireyler üzerindeki tahakkümünü reddediyor, söz gelimi. Senin bu konudaki görüşlerin neler?
Insumision (itaatsizlik), militarizasyon eleştirisini topluma yaymak için geliştirilmiş bir stratejiydi, çünkü sivil hizmet yaparken de biz, hala orduların ve savaşların birer parçası oluyorduk. Bu tür bir anlayış, tahakküm araçlarına odaklanır, başka tür bir tahakküm yaratmayı reddeder ve büyük toplumlarda dahi karar alma sürecini gerçekten demokratik kılacak yöntemler üretmeyi ümit eder. Bu zorlu bir yoldur, ama tek yoldur.

Antimilitarist hareketin şiddet karşıtı hareketle ve felsefeyle güçlü bağları var. Peki, özel olarak şiddet karşıtlığının sizin mücadelenizdeki rolü nedir?
Pepe Beunza zamanlarından beri medyaya ulaşabilmek için şiddet karşıtı doğrudan eylemler düzenliyorduk, ama toplumun şiddetten arınmasını istemekle zaten militarizme şiddet karşıtı bir eleştiri getiriyoruz; dolayısıyla en etkili yol, şiddet karşıtı bir mücadele şeklidir. Yetmişlerden bu yana, İspanyol toplumsal hareketlerinin diğer aktivistlerine şiddet karşıtı eylem düzenleme, şiddet karşıtı kampanyalar geliştirme ve sivil itaatsizlik üzerine eğitim veriyoruz. Bunun yanı sıra, özellikle Filistin ve Kolombiya gibi, halen savaş içinde olan ülkelerdeki şiddet karşıtı hareketleri destekliyoruz.

Peki, İspanya'daki anarşist hareketle ilişkileriniz nasıl? Bu iki grup arasında bir çok yardımlaşma ve dayanışma olduğunu varsayabilir miyim?
Şimdilerde, bir kaç anarşist sendika olmasına karşın, ortada anarşist hareket diye bir şey yok. Bizimki gibi, 30'lu yıllardaki CNT'nin (Confederacion Nacional del Trabajo - Ulusal İşçi Konfederasyonu) mirasını koruyan ve zamanında işbirliğini yapmış olduğumuz pek çok özgürlükçü hareket var: ekolojistler, antifaşistler, squatter'lar… Hep birlikte bir antikapitalist liberter cephe oluşturuyoruz. Bizim olağan farklılıklarımız, reddettiğimiz şiddetin, mücadele esnasında meşru kullanımı hakkındaki tartışmadan ileri geliyor. Elbette askeri diktatörlük ve kanlı devrim yanlısı komünistlerle çok sorun yaşıyoruz, o kavga bizim kavgamız değil. Her neyse, toplumsal hareketlerin kendi içlerinde, aklı fikri sadece futbolda ya da partilerde olan tüketim toplumundan çok farklı sorunları var. Şimdilerde göçmen korkusu, tüm ülkede ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını tetikliyor.

MOC'un Bask ve Katalan hareketlerine ilişkin tutumu nedir?
Biz şiddeti ve milliyetçiliği (İspanyol, Bask, Katalan, Galiçyan, Kanaryan ve diğer ayrılıkçı hareketler dahil olmak üzere) reddetme konusunda fikir birliği içindeyiz. Dolayısıyla, Bask ülkesindeki ve Katalonya'daki MOC gruplarının hem İspanyol milliyetçileriyle hem de ayrılıkçı toplumsal hareketlerle sorunları oldu geçmişte, ama bu bölgelerde yaşayan pek çok insan milliyetçi değildi ve hatta milliyetçilikten mideleri bulanmıştı. Bask Ülkesinde, MOC'tan yetişmiş bazı insanlar şiddet karşıtı milliyetçi hareketler başlattılar ve tamamen şiddete karşıtı yeni bir Bask hareketi yaratmış olmalarına rağmen, çoğu kez terörist olarak yargılandılar.

İspanya VR hareketi tarafından kullanılmış birçok yaratıcı ve etkili protesto ve direniş yöntemleri hatırlıyoruz. Mesela, bir defasında Insumision Total hareketinden bir aktivistin ordu binasının önüne büyük bir bok yığını bıraktığını okumuştuk. Üstünde de bir not vardı: "eğer bok düşünebilseydi, militarist olurdu"… Matrak, değil mi? Neden bizi İspanya VR hareketinden başka anekdotlarla biraz daha esinlendirmiyorsun?
Son zamanlarda, tüm şiddet karşıtı eylemlerimizi kılık değiştirerek icra ediyoruz. Şiddet karşıtı ruhun vazgeçilmezi olan bir miktar mizah katmasının yanı sıra, bu yöntem aynı zamanda grup dayanışması yaratmaya yardımcı oluyor ve eyleme katılan insanlarla katılmayanları birbirinden ayırmaya yarıyor. Yüksek seviyeli yüzleşmelerin olduğu eylemler düzenlerken bile komik görünmeye çalışıyoruz ki korkutulduğumuzu hissettirmeyelim. Palyaço kıyafetlerini ya da (anti-nükleer harekette kullanılan ya da “tutti bianchi” gibi) beyaz takım elbiseleri, eğer dünya şampiyonası varsa futbol formalarını veya son Hollywood filmlerindeki kostümlerini seviyoruz. En zor koşullarda bile eylem sırasında eğlenebilmek önemli, çünkü çok fazla aktivistimiz yok ve eğer kendimize dikkat etmezsek kendimizi yakabiliriz.

Mahkum desteği, her zaman,  her siyasi hareketin hayati bir parçası olmuştur. Siz mahkum desteği için bu ağı nasıl geliştirdiniz ve bu ise yaradı mı?
Hapse gitmek üzere olan her bir kişi, kendi çevresinden, lojistik işlerlerle uğraşacak, aynı zamanda ailelerle, MOC gruplarıyla, diğer destekleyici gruplarla ve medya ile ilgilenecek insanlarla bir destek grubu oluşturdu. Bu grup, normalde toplumsal hareketlerde yer almayan insanlardan oluşur, birçok örnekte bu onların aktivizmle ilk tanışmalarıdır. MOC’tan, yasal konular, rol yapma ve başka noktalarda insanların hapishaneyle yüzleşebilmesi için eğitimler de sağladık. Bazı hadiselerde, polis bizi döveceği zaman kendilerini ortaya atıp onlara çocuklarını dövdürmeyeceklerini söyleyen bir grup anne de vardı. Tabii ki annelerimiz tarafından kurtarılmış olmaktan gurur duyuyorduk, çünkü bu onların bizim ne yaptığımızı anlayabildiği anlamına geliyordu ki bu çoğu zaman kolay olmuyor.

Şu veya bu şekilde, yıllardır İspanya’daki ve Türkiye’deki VR hareketleri arasında bir ilişki var. Sence, bu iki hareket arasındaki dayanışma ve işbirliğini nasıl güçlendirebiliriz?
Ben, Türkiye’deki harekete yardım etmeye isterken, asıl düşmanımız olan kendi hükümetimize baskı yaparak ya da daha kendi maddi sıkıntılarımızı çözemezken sizin gruplarınızı maddi olarak desteklemeye çalışarak büyük bir hata yaptığımızı düşünüyorum. Bence, Türkiye’deki VR hareketinden insanların İspanya’ya gelip deneyimlerini paylaşmaları çok önemli, çünkü pek çok ortak noktamız var. Biz de İspanyol aktivistleri eğitim için oraya gönderip aynı şekilde deneyimlerimizi paylaşabiliriz. Daha kişisel bağlantılarımız olması gerektiğine inanıyorum, çünkü bu, çok daha sağlam destek ağları oluşturmakla sonuçlanan duygusal bağlar kurmanın tek yolu. Benzer durumlarda neler yaptığımızı birinci ağızdan öğrenmek, aynı şekilde mücadele etmemize yarayacağı gibi, zihin açıcı da olacaktır ve farklı yöntemler geliştirmemize imkan sağlayacaktır, tıpkı yetmişlerdeki ve seksenlerdeki Avrupa VR hareketinin bize sağlamış olduğu imkanlar gibi.

Eklemek istediğin başka bir şey var mı?
Evet, Türkiye'deki dostlarımıza umutsuzluğa kapılmamalarını söylemek isterim, dünyanın her yerinde benzeri zor koşullar altında yaşamakta olan (veya vaktiyle yaşamış olan) birçok insan var ve yapmamız gereken şey, bir arada kalarak şiddetten arınmış yeni bir özgürlük, aşk ve dayanışma kültürü yaratmak. Derdimiz etkin bir uluslar arası hareket yaratmaksa eğer, yeryüzünden şiddeti silebilmek için hepimiz diller öğrenmeli ve seyahat etmeliyiz. Ama asıl önemli olan, kendimizi yalnız hissetmememiz, çünkü yalnız değiliz. Belki yaptıklarımızın meyvelerini göremeyeceğiz, ama şiddetten arınmış şekilde çabalarsak bir gün mutlaka karşılığını alacağız.

Bu site, Can Başkent'in 1999 yılından beri yazdığı politik, felsefi ve akademik çalışmaların (neredeyse) eksiksiz bir derlemesidir. Bu yazılar veganizmden, beden politikalarına, dijital kültürden ahlak kuramına dek birçok konuyu kapsamaktadır.

Can Başkent'e e-posta ve twitter ile ulaşabilirsiniz.

This website collects all written output of Can Başkent since 1999. It includes his political and academical articles as well as his opinion pieces on a broad variety of issues ranging from veganism to digital culture.

You can reach Can by e-mail and twitter.