tumblr counter
Sorunlar ve Sorunlar | Can Başkent

Can Başkent

logic and the rest...

SORUNLAR ve SORUNLAR

CAN BAŞKENT

0.

Bilmiyorum klavye başına kaçıncı oturuşum bu yazı için. Önce 'Anarşistlerle Memleket Meselelerini Konuşmak', sonra da 'Ergenekon Davası Bu Milleti Antimilitaristleştirir mi?' başlığını atmaya karar verdim. Sonra da bu düşüncelere gark olup, alışıldık anarşizan sinikliğe vardım.

Her şey bir yana, memleket şaşırtıcı bir dönüşüm geçiriyorken, biz neden ağzımızı açmıyoruz? Memleket meselelerine dair neden işe yarar tespitler üretemiyoruz? Yeniçeri vesayeti ortadan kaldırılayazıyorken, acaba biz antimilitaristlerin, anarşistlerin klişenin ötesine geçemeyen bir analizi yok mu? Yoksa, güncel ve diplomatik olaylarda tek sözcümüz Chomsky mi?

Bu yazıda sözü çok uzatmayacağım. Memleket meselelerine dair önemli gördüğüm üç konu var, onları anlatacağım.

1.

Yeniçeri saltanatının bitirilmesinin etkileri artık gündelik hayatta bile fark edilir oldu. Acaba antimilitarist anarşistler bu konuda ne düşünüyor? Bunu halkla paylaşmanın zamanı gelmiştir bence. Sorunu şu şekilde görüyorum. Her ne kadar, ön kabulleri ve işleyiş şekli bizlerinkiyle neredeyse taban tabana zıt bir partinin yeniçeri saltanatını ortadan kaldırması bizim için caiz midir? Sorun, 'ne kadar pragmatist olmalıyız', hatta daha da ileri gidip, 'yetmez ama evet'çi mi olmalıyız'a dayanmaktadır. Memleket meselelerine el vermemiz gerekiyorsa, bu pozisyonlara verecek yanıtımız olmalıdır.

2.

Türkiye ekonomisinin büyüdüğü sıklıkla iddia edilir oldu. Gayrisafi milli hasılamız, yani bu ülkede üretilenlerin parasal değeri son on yıl içinde üç katına çıkmış. Bunu enflasyona göre normalleştirirseniz dahi epey ciddi bir büyüme rakamı ortaya çıkıyor. Liberal ve sol tandanslı iktisatçılarsa, bu 'büyüme' rakamlarının hatalı olduğuna, cari açığı da ciddiye almamız gerektiğini söylüyor. Cari açık ise, kabaca, dışarıdan aldıklarımızın sattıklarımızdan ne kadar fazla olduğunu bir göstergesi. Kısacası, büyümüşüz ama, bunu dışarıdan alarak yapmışız ve kötü bir dışa bağımlılık yaratmışız. Bu da elbette, dışarıdaki sarsıntıların bizi pek 'teğet' geçmeyeceğinin göstergesi anladığım kadarıyla.

3.

Memlekette öyle ya da böyle bir dini faşizm var. Bunun vahşeti ve kudreti bölgeden bölgeye, dönemden döneme değişiyor elbette. Bunun yanında, anarşistlere ve daha doğrusu liberallere daha merkezi olan, din özgürlüğü meselesi var tartışılması gereken. Nasıl, liberaller içinde 'özgürlük' lafı geçen her terimi sahiplenmeye çalışıyorsa, aslında biz anarşistlerin de bunun benzerini yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Dinsiz bir anarşist olarak, din özgürlüğü sorunun önemsiyorum. Dinin kurumsallaşıp bir güç ve iktidar ve iktisat odağına dönüşebileceğini elbette herkes kadar biliyorum ve bu tehlikeyi ciddiye alıyorum. Dahası, birçok dinin de bu özgürlüğü 'suistimal ederek', şu andaki kudretli iktidarlarına kavuştuğunu görebiliyorum. Peki, ne yapacağız? Din karşıtı olup camileri mi yakacağız, yoksa din özgürlüğü taraftarı olup tekke inşaatlarında gönüllü mü çalışacağız?

4.

Yukarıdaki üç madde karşısında kafası karışan sıradan anarşist reaksiyon, olayları tekil ve vaka bazlı incelemektir. Genelgeçer politik ya da ahlaki doğruları vakalara indirgemektense, her vakayı kendi özelinde ele alıp, geçici ve kaçamak yanıtlar üretmek, işte bu ezberi anarşist reaksiyonun bir tecellisidir.

Ben bu stratejinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Anarşist ilkelerin, kah gevşek, kah esnek, kah da epey kuvvetli olduğunu düşünüyor, bu nedenle de yukarıda sıraladığım meselelere kolayca uygulanabileceğini düşünüyorum. Bu kolaylık epistemelojik bir kolaylıktan ziyade, metodolojik bir kolaylık anlamına geliyor. Yani, bu arabayı çalıştırmak kolay, ancak nereye götüreceğimiz o kadar berrak değil.

5.

Şu siyasi entelijansiyanın en sevmediğim huylarından biri sorulara yanıt vermektense sorunun meşruiyetini sorgulamalarıdır. Kıvırmanın entelcesi olan bu huy, görüyoruz ki anarşizme de bulaşmış bir şekilde. Kendilerine yöneltilen sorulara cevap vermektense soruya saldıran, sorunun kendilerine uygun olmadığını türlü türlü retorikle göstermeye çalışan anlayışı emekli etme vakti gelmiştir. Anarşizm geleneği de, belki bir üçüncü ya da dördüncü yol olarak ancak böyle yaratılır. Söze karışarak, sorunları çözerek…