tumblr counter

Röportaj: Osman'a Vegan Yemek Kampanyası | Can Başkent

RÖPORTAJ: OSMAN'A VEGAN YEMEK KAMPANYASI

CAN BAŞKENT - ŞEHRİBAN OĞHAN

Ş. Oğhan: Osman Evcan ile yolunuz ne zaman, nasıl kesişti? Ne tür tecrübeler paylaştınız?
Başkent: Osman Evcan'la 2004 civarında yazışıyorduk. O zamanlar Ankara'da çıkardığımız küçük politik dergi vasıtasıyla kendisiyle iletişimimiz olmuştu. Uzun uzun, samimi mektuplar yazardı Osman. Vejeteryan veya vegan olduğunun sözü geçmemişti nedense o yazışmalarımızda. Sıra gelmemiş demek ki.. Osman'la kişisel olarak, yüzyüze tanışıklığım yok. Politik bir mektup arkadaşlığı üzerinden gelişti iletişimimiz diyebilirim. Yıllarca hatta hangi suçtan, ne zaman cezaevine girdiğini bile bilmiyordum, zira hiç merak etmedim. F Tipi'nde olduğu için politik bir suçtan mahkum olduğunu elbette anlamıştım, ama detaylarla hiç ilgilenmedim. 2005 yılında ben Ankara'dan ayrılınca mektuplaşmalarımız da ister istemez kesildi.

Evcan'a destek eylemi nasıl gelişti? Neler yapıldı, neler yapılması hedefleniyor? Sizin dışınızda bu konuyla ilgilenen başka örgüt var mı? Ortak çalışmalar düşünülüyor mu?
Osman iki ay önce, vegan olması nedeniyle çektiği sıkıntıları anlatan bir mektup yazdı kamuoyuna. Bir arkadaşım aracılığıyla (Gün Zileli) bu mektup elime geçti bir şekilde. Hemen, hiç vakit kaybetmeden kampanyayı başlattım. O anda elbette, kampanyanın nasıl ve ne kadar ilgi göreceğine dair hiç bir fikrim yoktu. Önce kendi bağlantılarım ve arkadaşlarım üzerinden kampanyayı yürütmeye ve destek bulmaya çalıştım. Basit bir internet sitesiyle de meseleyi yalın bir şekilde anlatmaya, duyurmaya çalıştım. Sonrasında da Yeryüzüne Özgürlük Derneği ve Vegan Kolektif işin ucundan tuttular. İstanbul milletvekili Melda Onur ile iletişim kurup, onun Osman'ı ziyaret etmesi, global eylem çağrısı gibi etkinlikleri bu iki grup başardı. Benim yazdığım yazılar dahil olmak üzere, anaakım medya da kampanyaya ilgi gösterince, bilinirliğimiz artmış oldu.

Siz nasıl, neden vegan oldunuz? Örgütlenmeye ne zaman karar verdiniz, nasıl örgütlendiniz? Türkiye'de bu konuda başka örgüt var mı?
Ben on yılı aşkın süredir vejeteryan, bir iki yıldır da veganım. Vejeteryan/vegan olma nedenim başat olarak ahlaki ve politik. Zayıf olarak kodladığı canlıları (hayvanlar) ezen gaddar bir sistemi (et yemek) politik olarak doğru bulmuyorum. Benzer şekilde, ahlaki olarak, et yemek gibi bu kadar acı ve zarar yaratan bir yaşam tarzından da uzak durma zorunluluğum olduğunu düşünüyorum. Sırf tadına alışmışım ve alıştırılmışım diye bir hayvanın katledilmesi, biraz dışarıdan bakabilirseniz, anlaşılır bir şey değil. Hele bunu sırf kültürel, geleneksel bir kült diye sürdürmek iyice sorunlu geliyor bana. O zaman karılarımızı dövmeye devam edelim, berdeli yasallaştıralım, taciz/tecavüze ses çıkarmayalım vs. Veganlık, malum, sadece beslenmeyi kapsamıyor. Deri/yün giymemek, hayvansal mamüllerle hazırlanan sabun gibi maddeler kullanmamak gibi boyutları da var. Vegan olmak kolay değil. Derdimizi anlatabilmek, kendi hayatlarımızı kolaylaştırabilmek için veganlar bir çok yerde örgütlenir. Dünyanın ilk vejeteryan derneğinin 1847'de kurulduğunu, tarihin bilinen ilk (bilinçli) vejeteryanının Pisagor (hani şu dik üçgen teoreminden bildiğimiz) olduğunu düşünürsek, aslında vejeteryanlar ve veganlar epeydir örgütlü. Türkiye'de bu konulara sıcak bakan Buğday Derneği var bildiğim kadarıyla. Buğday'ın kurucusu, rahmetli Viktor Ananias doğuştan vegandı. Bir de bir iki hayvan hakları derneğinin de vejeteryan sempatizanı olduğunu biliyorum. Ama, tuhaf bir çelişki, Türkiye'deki bir çok hayvanseverler derneği, sadece "kedi/köpek sever, koyun/inek yer" düzeyde. Dahası bunun vahim bir çelişki olduğunun farkında bile değiller. Madalyonun arkasında da öte yandan, Türkiye'den kalkıp, PETA'nın eylemlerine katılmaya gitmiş vegan arkadaşlar da var. Bir de, Avrupa'nın ilk raw/çiğ/canlı yemek lokantasının (ki bu da vegandır) İstanbul'da açılmış olduğunu da düşünürsek, güzel bir ironi yakalarız.

Sizce, vegan kavramının bile yeni girdiği Türkiye'de vegan olmak nasıl bir duygu? Bu kavramı siz nasıl tanımlıyorsunuz? Ülke genelinde kaç vegan olduğunu düşünüyorsunuz? Kollektifiniz kaç kişiden oluşuyor?
Vegan kavramı aslında tüm dünyada oldukça yeni bir kavram. Türkiye gibi hemen her kültürel ve politik azınlığın, ne kadar iyi niyetli olursa olsun, dışlanıp ezildiği bir kültürde elbette, vegan olmak ayrıca zor. Ama bana kalırsa en trajik nokta, Osmanlı ve Akdeniz mutfakları gibi, müthiş bir şekilde vegan-sever mutfakların zenginlikleri dururken, üstüne üstlük, etin fiyatı da ateş pahasıyken, yani neredeyse tüm maddi koşullar varken, vejeteryanlığın hala sosyal bir tabu olması. Öte yandan, gene bir Türkiye mucizesi, hemen aklıma mercimekçi teyze Prof. Dr. Ayşe Baysal ve onun Hacettepe'deki ekibiyle yazdığı Türkiye'nin ilk vejeteryan yemek tarifleri kitabı geliyor. Dahası, benim gene çok ilginç bulduğum, toplumdaki et yeme efsanesinin zayıflığına dair diğer bir nokta da şu - buna 'hodri meydan etoburlar!' diyorum. Aslında, halkın çoğu et yeme etosunu kendi kafasında çok yüceltmeye çalışıyor kültürel beyin yıkama nedeniyle, ama gene de bilinç altında etten sakınan bir taraf da var. Böyle bir durumla karşılaşınca hemen resti çekiyorum: 'Madem et yemeye bu kadar meraklısınız, bir ay boyunca, sabah sucuklu yumurta, öğlen kebap, akşam da köfte vb sadece hayvansal besinlerle beslenin bakalım ne olacak!' Hatta, ekliyorum, bütün masraflar benden, şaka yollu. Bu resti çektikten sonra, hastane masraflarınıza karışmam da diyorum. Bir tane bile gönüllü çıkmadı bu resti gören.

Protein eksiğinizi nasıl karşılıyorsunuz?
Hangi protein eksikliği? Şaka bir yana, vegan veya vejetaryenlerde protein eksikli olacağı, et yeme mitosunun yarattığı hayali ve dayanaksız söylentilerden biridir. Eğer öyle bir eksikliğim olsaydı, metabolik bozukluk nedeniyle çoktan hastaneye kaldırılır ya da ölürdüm. Vejeteryanler ve veganlar, bir çok tıbbi ve diyetetik organizasyonun da defalarca değindiği gibi, oldukça sağlıklı bireylerdir, bakmayın siz Türk doktorlarına, Atatürk bile kendisini onlara emanet etmedi. Örneğin, en itibarlı akademik tıp dergisi New England Journal of Medicine'in internet sitesine girin (nejm.org) ve vegan ya da vegetarian yazarak arama yapın. Vegan diyetin faydalarına dair bir çok makale göreceksiniz bana inanmıyorsanız. Unutmadan, bitkisel proteinin yoğun olduğu kaynaklar, bakliyatlar ve yemişlerdir. Manalı bir şekilde beslenen her vegan hayli hayli protein ihtiyacını karşılar. Hatta, protein ihtiyacı en çok olan çocuklar ve hamileler de rahatlıkla vegan beslenmeyle protein ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Aslında, kime sorarsanız sorun, halkımızın sorunu et yiyememek değil, et yemek. Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, gut gibi bir çok hastalığın en büyük nedeni yanlış beslenme, malum. Öte yandan, şunu da unutmayalım, vegan beslenmek demek, gelişigüzel beslenmek demek değildir. Elbette, vitamin ve minerallerin hangi besinlerde olduğunu bilmeli, günlük ihtiyacımızın farkında olarak, düzenli bir şekilde beslenmek gerekir. Yoksa, patates kızartması ve soğan ekmekle beslenmek, vegan beslenmek değildir.

Bu site, Can Başkent'in 1999 yılından beri yazdığı politik, felsefi ve akademik çalışmaların (neredeyse) eksiksiz bir derlemesidir. Bu yazılar veganizmden, beden politikalarına, dijital kültürden ahlak kuramına dek birçok konuyu kapsamaktadır.

Can Başkent'e e-posta ve twitter ile ulaşabilirsiniz.

This website collects all written output of Can Başkent since 1999. It includes his political and academical articles as well as his opinion pieces on a broad variety of issues ranging from veganism to digital culture.

You can reach Can by e-mail and twitter.