tumblr counter

Evrim ve Veganizm | Can Başkent

EVRİM ve VEGANİZM

CAN BAŞKENT

0.

Son zamanlarda sık sık duyuyoruz: “insanlar hepçil olarak evrimleşmiştir, dolayısıyla hepçil kalmalıdır”. Bu görüşe göre veganlık insanın evrimine aykırıdır.

Bu yaklaşımın kusurlarını görmek zor değil. “İnsanlık savaşa savaşa evrimleşmiştir, savaşlar kaçınılmazdır” demek de mümkün benzer şekilde. Savaşı evrimsel diye kabul etmek nasıl siyaseten tuhafsa, hayvan yemeyi evrimsel diye benimsemek de tuhaftır. Hatta sadece tuhaf değil, sömürüyü ve zulmü kabül ettirmeye çalışan bir yaklaşımdır bu. Açıklayayım.

Veganlığa evrim çerçevesinde karşı çıkmanın yanlış olduğuna beni ikna eden bir iki önemli nokta var.

1.

Evvela, evrile evrile geliştiğimiz bugünkü halimizin pek de matah olduğunu kabül etmekte bu tez. İnsanlık vegan olarak evrilseydi nasıl olacağımızı bilmediğimiz için, şimdiki halimizi yok yere yüceltir. Kim bilir, belki vegan olarak evrilseydik daha az savaşacak, Amazonları daha az yok edecek, hatta belki Ay’a daha önce gidecek ve kütleçekim dalgalarını daha önce gözleyecektir. Bilmiyoruz.

Nasıl Hitler’e karşı çıkanları çürütmek için Hitler Almanyası sonrası teknolojide ilerleyip Ay’a gittiğimiz öne sürülemezse, insanlık olarak şu dünyadaki bilmem kaç bin yıllık yaşamımızı hepçil olarak geçirmiş olmamız da bunun iyi olduğunu kanıtlamaz. Belki Hitler olmasa Ay’a daha önce gidilecekti, belki İsrail - Filistin sorunu olmayacaktı, kim bilir belki dünya daha iyi bir yer olacaktı. Bilmiyoruz. Ama bugün baktığımızda, “şimdi” Hitler olmanın, diktatör olmanın ne feci bir şey olduğunu görüyoruz - bilhassa 2016 Türkiyesinde. Demek ki bugün vegan olabilirmişiz, atalarımız geçmişte bunu fark edememiş, bunun için gerekli fikri olgunluğa sahip olamamış olsalar da. Ama o kadar olur. Keza Antik Mısır medeniyetini de feminist olmadığı için suçlamıyoruz.

2.

İkincisi, evrim dediğimiz şey bilinçsizdir, bir iradesi yoktur. İnsanlığın evrimi “hadi hepçil ve etobur olarak evrilelim” diye bir karar almış da bu kararı takip etmiş değildir. Bu nokta kulağa epey naif geliyor, farkındayım. Ama evrimin sanki başı sonu belli bir şeymiş gibi görmek, özellikle veganizm zemininde oldukça rahatsız edici, bunun altını çizmek lazım. Kısacası, evrimimizin bundan sonraki kısmı, kim bilir 2050 yılından sonra belki vegan olacaktır. Bilmiyoruz. Bilmediğimiz için de evrimin 2016’da emrettiğini iddia ettiğiniz şeyin 2050’de de “emredileceğini” tahmin edemiyoruz. Zira dedim ya, bilmiyoruz.

Haddimi aşarak, insanlığın bundan sonraki evrimine karar verip tüm insanlığı vegan olarak evrimleştirebileceğimi düşünmüyorum, kabül. Ama evrimi yanlış okumamak gerektiği de aşikar. Keza evrim, “güçlünün” hayatta kalması değil, adapte olanın hayatta kalmasıdır. Günümüz dünyasına adapte olmak istiyorsak, nasıl spor falan yapmamız lazımsa, vegan olmak da lazımdır. Dolayısıyla, aslında evrim tezi içten içe veganizmi destekler. Daha uzun yaşamak, modern çağın zorluklarına dayanıp hayatta kalmak istiyorsanız, beş yüz sonra bu yazıyı okuyacakların da katılacağı gibi, şimdiden vegan olmakta fayda var.

3.

Evrim zemininde veganizme karşı çıkanların temel çıkış noktaları genelde biyolojik. Sindirim sistemimiz ya da daha genel olarak biyolojimiz evrimle hepçil olarak geliştiği için, elimiz mahkum, mecburen hepçil olmalıymışız, yoksa tabiatımıza karşı çıkıyor olurmuşuz.

Ama eğer öyleyse, ben epey yıldır tabiatımı inkar ediyorum! Madem tabiatımı inkar ediyorum, neden bunun hafif ya da ağır bir bedelini ödemedim, anlamıyorum. Mesela, su içmeden yaşamaya çalışmak biyolojik tabiatımızı inkar eden bir şeydir, bedeli de ağırdır. Zira bedeli ağır olduğu için biyolojik bir inkar olduğunu biliriz susuz yaşamanın. Ama et yemediğimizde, süt içmediğimizde hastanelik olmuyoruz. Madem vegan olmak, diğer bir deyişle, biyolojimize bu kadar aykırı, ben neden hala hayattayım? Neden hala şeker ya da kalp hastası değilim? Neden hastanelik olmadım? Kendi irademle evrime nasıl bu kadar kesin bir şekilde karşı çıkabiliyorum yıllardır?

4.

Muhafazakarlığın bizim memleket gibi içe içe işlediği toplumlarda, pozitivizm bir sığınak oluyor, bunun farkındayım. Özellikle evrim gibi siyaseten de önemli bir meseleyi acele acele okuyup bundan vazife çıkarmak da bir tür savunma mekanizması, kabül. Ama ne yapalım, evrimcilerin veganizme karşı öne sürdüğü tezler, anlattım, pek de kuvvetli değil. Zira bu tezler güçlü olsaydı, insanlığın da dindar olarak evrildiği, bu nedenle evrimin dimağımıza uyamayacağı gibi komik noktalara dek çekilebilirdi. Ne yapalım ki, atalarımız tanrıyı ve kebapı yaratmış, ama biz de bunlara mahkum olmamayı öğrendik.

Bu site, Can Başkent'in 1999 yılından beri yazdığı politik, felsefi ve akademik çalışmaların (neredeyse) eksiksiz bir derlemesidir. Bu yazılar veganizmden, beden politikalarına, dijital kültürden ahlak kuramına dek birçok konuyu kapsamaktadır.

Can Başkent'e e-posta ve twitter ile ulaşabilirsiniz.

This website collects all written output of Can Başkent since 1999. It includes his political and academical articles as well as his opinion pieces on a broad variety of issues ranging from veganism to digital culture.

You can reach Can by e-mail and twitter.