tumblr counter

Bir Cinsel Yönelim Olarak Obsesyon | Can Başkent

BİR CİNSEL YÖNELİM OLARAK OBSESYON

CAN BAŞKENT

Bu yazıda tek bir iddiam var. Obsesyonun (ya da 'takıntının') meşru bir cinsel yönelim ve kimlik olduğunu iddia edeceğim.

"Meşhur" tüm cinsel kimlikler (heteroseksüel, homoseksüel v.d.) ile meşhur olmayanların (bkz. "Alışılmadık Seks Deneyimleri" - canbaskent.net), en önemli ortak noktası, her ikisinin de kategorik olmasıdır. Öyle ya da böyle, her iki grup da cinsel kimlikleri kategorilere ayırır ve bu kimliklerle birlikte topluma ve bireylere tümdengelimci şekilde yaklaşır ve örneğin, heteroseksüel bir kadının bir adamla yakınlaşmasının nedeninin, o kadının heteroseksüel olması ve kimi diğer nedenlerle o spesifik bireye bir çekim (ya da az iticilik) hissetmesi olduğunu öne sürer. Bu örneği derhal genelleştirebilmek mümkün. X cinsel kimliğindeki birinin Y bireyi ile cinsel yakınlaşma deneyimlemesinin ön koşulu Y'nin X cinsel kimlik kategorisinde olmasıdır. Bu soyutlamanin bize verdiği ilk ders, kategorinin bireyden önce gelmesidir.

Fakat, öykü aslında bu kadar da karamsar değil. Cinsel serbesti hareketlerinin ilk yıllarında, bu kategoriler, birer değilleme olarak belirmişti: "Biz sizden değiliz". Haliyle Stonewall'dan Latin Quartet'e, bu değillemeci ve tersinlemeci kategorik cinsel kimlik inşası, cinsel politikaların belirlenmesinde faydalı olmuştu. Ama elbette, bir yerden sonra, bireylerin belirlediği ve tanımladığı kimlikler, kendini bireylere ve topluluklara dikte eder hale geldi. Işte burası, karamsarlaşacağımız nokta.

Elbette, anlattığım bu kategorik yaklaşımdan ilk rahatsız olan ben degilim. Örnegin, panseksueller de cinsel kategorileri öyle ya da böyle reddettiklerini öne sürüyorlar. Biyolojik ve toplumsal cinsiyetlerden bağımsız bir cinsel kimlik olarak konumlandırılan panseksüelizm, bana göre, ne kadar tümelci olsa da bir "kategoridir" ve yine kategoriyi bireyin önüne koymaktadır. Panseksüel bir kadın zira panseksüel olmayan heteroseksüel bir kadınla yakınlaşamaz. Dolayısıyla görmek kolay, panseksüel bireyler de kimi kategorilere muhtaçtır.

Benim bu yazıdaki önerim, tek bir bireye duyulan obsesif (takıntılı) cinsel ilginin de bir cinsel kimlik olarak (en azından politik mecralarda) tanınması gerekliliğidir. Yazının okunurluğu için takıntılı olarak sevilen bireye Evey [ivi] adını takalım ve bu cinsel yönelime evey-seksuellik ya da evey-sevicilik diyelim. Haliyle takıntılı olarak sevdiği bireyin ismi Can olanlar icin bunun adi canseksuellik / cansevicilik olacaktır.

Tanıttığım kavrama dair çizmek istediğim tabloyu daha net belirtebilmek için bir iki detaydan söz edeceğim. Öncelikle, eveyseviciliğin bir "tercih" olup olmadığına, ikinci olarak da anarşist politika zemininde eveysevicilerin nasıl özgürleşebileceğine kısaca değineceğim.

Bu iki hususa değinmezden önce, obsesif cinselliğin, sarkıntılık ya da taciz olmadığıni ısrarla belirtmeliyim. Tacizkar bir platonik aşktan değil, cismani karşılığı olsun olmasın, bir ve yalnızca bir bireye (insan, imge, tanrı dedikleri kurgu) duyulan derin psikoseksuel ilgiden soz ediyorum. Dahası, bu tarz bir ilginin, bireyin cinsel kimliği olarak tanınması gerektiğini öne sürüyorum.

Biraz önce değindiğim iki hususu izah etmeye calışayım şimdi. Eveyseviciliğin, GLBT özgürlük hareketinin öznelerinden ayrıldığı en önemli noktalarından biri, tercih kriterinin eveysevicilikte nötr olmasıdır. Hatırlayalım; GLBT özgürlük hareketlerinde, sözü edilen kimliklerin, birer tercih değil, yönelim olduğu dikkatlice belirtilir. Zira, tercihler keyfe göre değişebilir ya da zamana bağlı olabilir ve geçicidir; ancak cinsel yönelim, bir kimliktir ve (genellikle) değişmez (belki geç keşfedilir). Dolayısıyla, tercihi temel alan tutucu argümanlar, GLBT bireylere "tercihlerinin yanlış olduğunu" söyler. GLBT bireyler de, bunun bir tercih değil yönelim olduğunu söyleyerek, konuyu kapatır. Eveysevicilikte ise, durum oldukça umulmadik bir çözüm önerir. Eveysevicilik, tercih kriteriyle açıklanamayacak kadar gevşek bir kavramsal yapıya sahiptir ve dahası bu kriterle ifade edilemeyecek kadar da karmaşıktır. Eveyseviciliğin Evey'si kah bir tercihle seçilsin kah önüne geçilemez bir yönelimin neticesi olsun, bu eveyseviciliğin politik durumunu etkilemez. Evey'nin nasıl tespit edildiği değil, Evey dışındaki bireylerin net bir şekilde dışlanmasıdır eveyseviciliği tanımlayan kriter. Kaba bir ifadeyle, elemenin nasıl yapıldığıyla değil, elemenin neticesinde sadece ama sadece bir bireyin (yani Evey'in) kalmasıyla alakalıdır eveysevicilik. Dolayısıyla, bir gerekçe belirtilsin ya da belirtilmesin, eğer obsesif cinsel alakanın hedefinde, bir ve yalnızca bir birey varsa, buna eveysevicilik diyeceğiz.

Yazıda şimdiye dek eveyseviciliği anlattım. Peki bu kavramın politikaya nasıl katkıları olur, ya da hangi politik emperatif bizi bu kavrama muhtaç kılar? Cinsel politikaya, eveyseksüelliği katmamızın kimi nedenleri var. Bunlardan biri, normatif cinsel kimliklerin, bir toplumsal cinsiyet olarak yetersizleşmesidir. İşin pratiğine baktığınızda, panseksüellik, aseksüellik, retroseksüellik gibi son derece belirleyici ve tanımlayıcı, ama bir o kadar da, cismani dünyamızdaki karşılıklarının tespiti zor olan kimlikleri görmek zor değil artık. Ama, yine tekrarlayayım. Tüm bu kimliklerin ortak yönü, kategorik olması ve kuramsal tanımın kendisini, epistemelojik olarak bireylerin önüne koymasıdır. Yukarıdaki naif örneği takip ederek, bunu basit bir şekilde görebiliriz. Evey'i seven takıntılı adamın, her ne kadar heteroseksüel olsa da, diğer heteroseksüel kadınlara ilgi duymaması, yukarıda sıraladığımız meşhur ya da değil diğer tüm cinsel kimliklerin, aslında o adam için bir kimlikleşme gerçekleştiremediğini ispatlıyor. Heteroseksüellik de, anlaşılan o ki, deneğimiz için yeterli değildir. Deneğimiz, çizdiğimiz kavramlarla ifade etmek gerekirse, eveyseksüel bir heteroseksüeldir. Heteroseksüellik burada, eveyseksüelligin sıfatıdır. Demek ki, eveyseksüellik, tüm cinsel kimlikler arasında bir permütasyon olarak tanımlanabilmektedir. Panseksüel eveyseksüellik, homoseksüel eveyseksüellik gibi..

Yazının bu satırlarına kadar, eveyseksüelliğin tanımını vermeye ve açılımlarından söz etmeye çalıştım. Peki, tüm bu tartışmanın altında yatan politik motivasyon nedir?

Anarşizmin birinci vazifelerinden birinin hiyerarşinin ve otoritenin tezahürlerinin analizi olduğunu düşünegelmişimdir. Anarşist eylemciler ve kuramcılar, doğal olarak, bu vazifeyi şimdiye dek çeşitli şekillerde ifa edegeldi. Kategorik kimliklerin, cinsellik zemininde, bu kimlikler ne kadar özgürleştirici olursa olsun, ne kadar özgürleşme hareketleri sonucu ortaya çıkmış olursa olsun, kavramsal olarak otoriter ve dayatmacı olduğu bir gerçektir. Son otuz yılda, toplumsal hareketler düzeyinde, cinsel kimlik çeşitliliğini artırmak adına insanüstü çabalar sergilendi ve bir çok parafili meşruiyet kazandı. Fakat, bu yazının başında da değindiğim gibi, sorun çözülmüş değil. Sorunun çözülmediğinin kanıtlarından biri de bilfiil eveysevicilik kavramıdır.

Anarşist cinsellik felsefelerinde, tanıttığım bu kavram, cinsel kimlik politikalarının özgürleştirici rolleri üzerindeki düşünüşümüzü değiştirme amacı gütmektedir. Burada, tarihselci bir altokuma mümkündür. Tarihselcilik bağlamında, özgürlük mücadelelerinde, kimlikleşme bir süreç olarak, kısa ya da orta vadede pragmatik bir kazanım sunmuştur şüphesiz. Ancak, kümülatif anlamda, kimlikleşmenin bir sınırlama ve akabinde de bir tahakküm yaratacağı açıktır. Dolayısıyla, hiyerarşi yaratma riski yüksek olan kimlikleşme manevrasını alıp, yerine daha gevşek ve bir o kadar da karmaşık bir kavram koyuyoruz, kavramların kavramı olan bir kavram, kimlikleri kimliksizleştiren bir kavram: eveysevicilik.

Eveyseviciliği kategori üstü bir politik kavram olarak sunmamızın ardında yatan belki de en son gerekçe, antipsikolojinin ortaya koyduğu paradigma değişikliğidir. Deleuze/Guattari'nin Antiödipus'una dek, bilimlerin en tehlikelisi olduğu doğru dürüst kanıtlanamamış olan psikoloji, en azından benim algı dünyamda, artık bir politik kurum olarak ifşa edilmiş ve dışlanmıştır (bkz. "Antipsikloji" - canbaskent.net). Dolayısıyla, psikolojinin yarattığı kategorik ve bilimsel algı kalıplarından kurtulmak ama pragmatik ve lingusitik bir ihtiyaç yafta ihtiyacı gereği, bir dil yaratmak da elbette amaçlarımız dahilinde. Eveyseviciliğin, gevşek görünen kavramsallaştırmasının bize sunduğu en mucizevi araçsallık aslında adlandırma (naming) sürecinde yatıyor. Eveysevicilik, değişken temelli bir isimdir. Evey özel ismi bir değişken yerine konmuştur, anılan değişken de sadece ve sadece özel isimlere tekabül eden bir değişkendir. Bu değişkene, X diyelim o halde ve unutmayalım: X yerine sadece ve sadece özel isimleri koyabiliriz: Evey, Can, Sofi gibi..Dolayısıyla, kavramsal linguistiğin derinliklerine indiğimizde eveyseviciliğin aslında Xsevicilik olarak adlandırılabileceğini görürüz, X'in sadece ve sadece özel isimlerin yerini tuttuğunu unutmamak kaydıyla.

Ben, bunun mucizevi bir kavramsallaştırma olduğuna ikna oldum.

Bu site, Can Başkent'in 1999 yılından beri yazdığı politik, felsefi ve akademik çalışmaların (neredeyse) eksiksiz bir derlemesidir. Bu yazılar veganizmden, beden politikalarına, dijital kültürden ahlak kuramına dek birçok konuyu kapsamaktadır.

Can Başkent'e e-posta ve twitter ile ulaşabilirsiniz.

This website collects all written output of Can Başkent since 1999. It includes his political and academical articles as well as his opinion pieces on a broad variety of issues ranging from veganism to digital culture.

You can reach Can by e-mail and twitter.