tumblr counter
Sisifos dergisine verilen röportaj | Can Başkent

Can Başkent

logic and the rest...

SİSİFOS DERGİSİNE VERİLEN RÖPORTAJ

CAN BAŞKENT - SİSİFOS İNTERNET DERGİSİ

Propaganda Yayınları'nın temellerinin ne zaman atıldığına ve kaç kişinin katkı sağladığına dair bize biraz bilgi verebilir misiniz?
Propaganda Yayınları, yıllardır kafamda olan bir projeydi. Yıllar yıllar önce, fanzin çıkartırken (oldsletter), eski dergileri, kitapları tıpkı basım olarak yayan bir underground/yeraltı yayınevi kurmuştum. Dağıtımcı/yayınevi arası bir işlev görüyordu. Daha sonra, malum, fotokopi fanzinler ölünce ve internet beklenmedik derecede hayatımızın her alanına girince, benzer bir projeyi, bu sefer özgün eserlerle ve biraz daha ciddi olarak, internete taşımaya karar verdim. Uzun süren bir kuluçka evresi, teknik altyapı oluşturma, dünyadaki diğer emsallerini inceleme süreci derken, 2011 yılının ilk ayında bu projeyi hayata geçirmeye karar verdim. Şimdilik her şeyi kendim yapıyorum. Malumunuzdur, yayınladıklarımıza yönelik aşırı bir ilgi olmadığından, şimdilik bir sorun çıkmıyor. Unutmadan söyleyeyim, en büyük ilhamım, büyük bir saygıyla andığım AltKitap'tır (altkitap.com). Taa, Hayalet Gemi günlerinden...

Sizi internet üzerinden yayın yapmaya; elektronik baskı yapmaya iten temel etken nedir? (Neden basılı değil de, elektronik yayın yapma ihtiyacı duydunuz?)
Basılı (matbuu) yayıncılığa öyle ya da böyle bulaşmış herkes, bu işin çok ciddi temel sorunları olduğunu görür. Bu sorunların en önemlisi ekonomik sorunlar elbette. Türkiye'de kitap yayınlayan yazarların çok büyük bölümü (ben dahil) bu işten sıfır para kazanır. Kitabın geliri, yayınevine, dağıtımcıya ve kitapçıya, yani aracılara girer. Dolayısıyla, internet yayıncılığı bu sorunu rahatlıkla ortadan kaldırıyor. Ama yeni sorunlar açıyor. Kitapların seçimi, tanıtımı gibi.. Zira, her yazılan kitap yayınlanmaya değer olmayabilir, örneğin. Bunu değerlendirecek bir editöryal bakış gerekli olacaktır. Aksi takdirde, internette zaten her önüne gelenin kitap diye bir sürü zırva sattığı, dağıttı bir çok site var. Ayrıca, e-kitap, oldukça etkileyici bir kavram. Bilhassa metinlerde 'arama' yapılabilmesi, büyük bir rahatlık sağlıyor. Fiziki olarak yer kaplamaması da cabası. Bu nedenle, sadece bilgisayar için değil, taşınabilir kitap okuma cihazları ve hatta cep telefonları için de uygun bir formatta sunuyoruz kitaplarımızı.

Bizi, Propaganda Yayınları'nın kendi içerisindeki işleyişe dair bilgilendirir misiniz? Ne gibi bir işbölümü var? 
Öncelikle, üniversitelerdeki ilgili bölümlere ve bu işlerle ilgili aktivistlerin olduğu ağlara kendimizi tanıtmaya, bu insanlara işi ciddiye aldığımızı göstermeye çalışıyoruz. Kitap davet etmeye, yazılmış ama basılmamış eserleri bulmaya çalışıyoruz. Çalışma yöntemimiz şudur: kitaplar geldikten sonra, titiz bir editöryal okumadan geçirilir. Eğer eser basıma hazırsa ya da umut veriyorsa, gerekli düzeltiler önerilir yazara. Sonrasında da, ivedi bir şekilde sayfa düzeni ve formatlama yapılıp, hemen yayınlanır ve duyurulur. E-kitap yayıncılığının, matbuu yayınevi kadar ciddi olduğunu göstermek istiyoruz. Seçici bir editöryal politikamız var, dolayısıyla, işin teknik olarak nispeten kolay olması, her yazılanı yayınlayacağımız anlamına gelmemeli.

Anarşist ilkeleriniz gereği kitaplarınızı internet üzerinden ücretsiz olarak yayınlıyorsunuz. O halde yaşamınızı devam ettirebilmek için kendi işlerinizde de çalışıyorsunuz. Kapitalist düzende çalışma koşullarını düşünecek olursak, hem çalışıp hem de internet yayıncılığı yapmak sizler için zor olmuyor mu?
Bu, 'zor değil mi?' sorusu beni hep gülümsetmiştir. Evet, zor, gerçekten zor. Örneğin, sayfa tasarımında Tufte dizaynı kullanma ısrarımızı LaTeX programlama diliyle, Türkçe'yi kabul eden bir arabirimle (LyX) programlamaya çalışmak günlerimizi aldı - sinir bozukluğu da cabası. Ama, benim için, eylemlerimde 'zorluk' asla bir parametre olmadı. Yani bir işe kalkışırken zor mu kolay mı diye hiç düşünmem. Zorsa, belki biraz daha zaman alır, o kadar. Dahası, proleterlerin tüm dünyada çektiği 'gerçek' zorlukları anımsayınca, benim bilgisayar başında iki tuşa basmaya zorluk demem, en basitiyle terbiyesizlik olur. Ayrıca, kitaplarımızı tamamıyla ücretsiz yayınlamıyoruz aslında. Ücretsiz opsiyon sunuyoruz. Parası olan, kredi kartıyla smashwords.com'dan (ve ileride başka başka mecralardan da umuyoruz) kitabımızı para vererek alabilir, hatta bize bağışta da bulunabilir. Sadece parasızlığın ya da cimriliğin kitaba erişimi engellemesine göz yummuyoruz. Yoksa, elbette masrafımız ve emeğimiz çok. Elbette tahmin etmek zor değil, şimdiye kadar, para verip alan olmadı.Ayrıca, PayPal üzerinden bağış da kabul ediyoruz. Dahası, eğer yeteri kadar bağış toplarsak, bu parayla reklam vermeyi bile düşünüyoruz. Öte yandan, elbette, bağış yapan da olmadı şimdiye dek. Tabii ki gerçekçiyiz, büyük beklentilerimiz yok.

Yayın sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz? İleride yayınlamayı düşündüğünüz kitaplara dair telif hakları vb. problemler yaşama ihtimalini düşünecek olursak, herhangi bir hukukî baskı altına girdiğiniz anlar oluyor mu? Ya da bu duruma karşı geliştirdiğiniz bir formül var mı?
Hayır, her yayınevi gibi, sözleşmemiz var. Telif hakkını almıyoruz, elektronik yayın hakkını, creative-commons ile alıyoruz. Diğer bir deyişle, matbuu kitaba ortak olmak gibi bir kaygımız yok. Benzer şekilde yazar isterse, audio-book/sesli kitap olarak da başka yerde yayınlayabilir. Kitapları fiilen bedava sattığımız/dağıttığımız için, kitabın hakları için ya güzel bir çikolata ya da soğuk bir bira öneriyoruz. Satış gelirlerini de, eğer olursa, yarı yarıya paylaşıyoruz - bu oran eşi benzeri olmayan bir hadisedir aslında yayıncılıkta.

İlk kitabınız olan Vicdani Ret Açıklamaları Almanağı (1989-2010)'nı yayınladınız. Kitabın gördüğü ilgiyi, destek ve eleştiriyi kısaca anlatabilir misiniz?
Donuk bir toplum Türk toplumu. Açıkcası çok fazla tebrik, tepki, geri-bildirim almadık. Pek kimsenin umurunda olduğunu da düşünmüyorum. Bir iki yerde haber olduk bildiğim kadarıyla (Bianet ve Cumhuriyet gazetesi). Bu meselelere duyarlı bir iki dostun dışında pek bir destek, ilgi ya da eleştiri görmedim. Bu da şaşırtıcı değil, dünyalar güzeli bir heykel yapıyorsunuz, dangalağın teki yıkın diyor, yıkıyorlar. Bizim kitaplara ilgi olsa şaşardım.

İlk kitabınızda verdiğiniz ISBN numarası sanıyorum ki birçok okuyucunun kafasını karıştırdı. ISBN numarası bildiğimiz gibi T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü'ne yapılan başvurularla alınıyor. Sizin böyle bir girişiminiz oldu mu? Kullandığınız ISBN numaraları hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Bu konuyu epey düşündük, üzerine epey uğraştık aslında. İşi ciddiye aldığımızın, e-kitabın, matbuu kitaptan editöryal manada bir farkı olmadığının, fark edilmesi ve dahası kitapların sınıflandırılabilmesi için ISBN almaya karar verdik. Malum, Kaos Yayınları da, AK Press de böyle yayın yapar. Bizim tek farkımız, vergi vermiyoruz, zira şirket sicilimiz yok. ISBN'yi de Türkiye'den almadık, yayınevimiz Kuzey Amerika'da kayıtlı. Böylece Türk mahkemelerine işimiz düşmez diye umuyoruz. Dahası, anarşist kütüphaneci dostlara da sordum, bilginin sınıflandırılması açısından, eserin yitip gitmemesi açısından, ISBN aslında faydalı oluyormuş. Dolayısıyla, ISBN numarlarımızı yasal bir şekilde olması gerektiği gibi alıyoruz. Yani, tamamıyla kitabına uygun her şey - verdiğimiz bu taviz, şimdilik bizi pek rahatsız etmiyor. Yayınevimizin ISBN kodu bile var elbette: 0-9868586.

İlk kitabınızla beraber internet sayfanızdan yayınlamayı düşündüğünüz kitapların listesini de açıkladınız. Hangi kitapların yayınlanacağına dair kendi içinizde nasıl karara varıyorsunuz? Yayınlamayı düşündüğünüz kitapları hangi kriterlere göre değerlendiriyorsunuz?
Yayın programımızda 2011 yılının kalanı için 'Türkiye'de Anarşist Düşünce Tarihi' serisi var. Bu temayı, malum, tarihsel öneminden dolayı seçtik. 1980'lerin sonundan itibaren Türkiye'de yayınlanmış, yok olup gitmek üzere olan makaleleri tekrar gün yüzüne çıkaracağız. Bilhassa Kara, Ateş Hırsızı, Amargi (eskiden İzmir'de çıkan) ve A-Politika'da yayınlanan yazılar bizce çok çok değerlidir. Bunlardan bir seçki yapacağız. Seçkiyi yaparken, günümüzde hala anlamı olan, toplumsal ve politik zeminde geçerliliğini yitirmemiş makaleleri seçeceğiz. Haliyle, orijinal yazarlardan izin almak gibi bir derdimiz de yok (zaten bu o dergilerin yayın politikalarında da belirtiliyor genelde). Bunun dışında, yukarıda da değindim, hırçın bir şekilde kitap davet ediyoruz - gerek akademik dünyadan, gerek aktivistlerden. Tembel milletiz, dolayısıyla pek ilgi görmüyoruz. Amaçlarımızdan biri de bilinirliğimizi artırmak ve anarşizan meseleri tartışmayı 'normalleştirmek' zaten.

Peki, yayınlayacak olduğunuz kitaplar listesinin haricinde dışarıdan öneriler alıyor musunuz? Gelen isteklere dair bizi biraz bilgilendirir misiniz?
Elbette. Yayın politikamız belli. Anarşizm ve kuzenleriyle alakalı kuramsal bir meseleye dair özgün ve iyi yazılmış eserler yayınlayacağız. Önerilere elbette açığız, hatta hevesle bekleriz önerilerinizi. Şimdilik, sadece çeviri önerileri aldık. Ancak, manifestomuzda da belirttiğimiz gibi, çeviri yayınlamıyoruz ve yayınlamayacağız.

Propaganda Yayınları'nın duruşuna baktığımızda özgürlükçü ve anti-otoriter bir yayıncılık ilkesi görüyoruz, sizinde ifade ettiğiniz gibi. Yurtdışında bu ilkeleri barındıran, içeriksel açıdan Türkiye'dekilere göre çok daha zengin eserler mevcut. İleride bu tarzda kitapların Türkçe çevirisini yapmayı düşünüyor musunuz?
Asla! Bu konuda ciddi bir inadımız var. Manifestomuzda da belittiğimiz gibi çeviri yayınlamayacağız. Sadece ve sadece özgün eserler yayınlayacağız. Elbette, bu yayın hacmimizi düşürecek, zira dediğiniz gibi batı memleketlerinde çok nadide eserler mevcut. Ama amacımız, bu topraklarda, ilgi alanımıza giren meselelere dair kuramsal yaratımı cesaretlendirmek ve geliştirmek. Öte yandan, Türkiye'deki üniversitelerde ciddi ciddi güzel ve özenli yazılmış bir çok tez var. Ama maalesef bu tezlerin çoğu İngilizce yazılmış oluyor ve yazarlar da genelde Türkçe edisyon hazırlamaya gönüllü olmuyorlar. Bu da bizim için bir handikap: Türkiye'de yazılan, yayınlamak istediğimiz eserlerin önemli bir kısmı İngilizce.

Propaganda Yayınları'nın ilkelerine değinmişken şunu da sormadan geçmek istemiyorum; teknolojiyi kullanarak elektronik kitap yayınlıyorsunuz. Peki, bundan dolayı anarko-primitivist çevrelerden tepki gördünüz mü? (:D)
Hayır, kimseden bir tepki görmedik. Ama, anarko-primitivizmin böyle idrak edilmesine, kör bir teknoloji düşmanlığı olarak yorumlanmasını da doğru bulmuyorum. Zerzan'ın yayınladığı tüm dergiler bilgisayarda dizilir, zaten kendisinin de e-posta adresi var. Amaç/araç çelişkisi ontolojik olarak primitivizme oldukça içkin, bu açık. Ama, yine de anarko-primitivizm ciddiyetle ve temkinle yaklaştığım bir akımdır: Derrick Jensen dışında - onu artık ciddiye bile almıyorum son yayınlarından sonra.

Her ne kadar teknoloji çağında olsak da birçok okuyucu kitabı eline almayı, onu hissetmeyi sever. Bu açıdan düşünüldüğünde, belki ileride okuyucuya ulaştırdığınız kitapların matbaa baskısını yapmayı da düşünürsünüz?
Asla - bu da inatçı olduğumuz sahalardan biri. Kağıt romantizminin bedeli çok ağır. Çok sorunlu bir iktisadi sistem doğuruyor kitap üretimi ve dağıtımı için. Bunun bedeli çok fazla ve dahası çok hantal bir sistem, kara tren gibi. Sırf romantizmi uğruna bu kadar ekolojik bedele, tuhaf bir iktisadi yapıya katlanmak zorunda değiliz. E-kitap okuyucaların fiyatı da cep telefonu fiyatına inmeye başladığından, küçük burjuvaların da bize ilgi göstereceğini umuyoruz.

Bize Propaganda Yayınları'nın yakın geleceğe ve daha ilerisine yönelik amaçlarından bahsedebilir misiniz?
Kısa vadede en büyük amacımız, tanıtımımızı daha iyi yapmak ve buna bağlı olarak kaliteli işleri çekebilmek. Nihai olarak da Türkiye'deki anarşizan düşünceye dair entelektüel çabaları artırmaya çalışmak gibi bir hedefimiz var. Bu konulara dair düşünce trafiğini artırma, diyaloğu sağlıklı bir şekilde sürdürme ve sonrasında da özgürleştirici düşüncelerin sindirilmesi yönünde bir işlev yürütebileceğimizi umuyoruz.

Son olarak okuyucularınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Geçtiğimiz aylarda Yayın Kolektifi (yayinkolektifi.com) adlı, yayınevleri üstü bir federasyon oluşturduk. Propaganda da bunu bir parçası. Dolayısıyla, öyle ya da böyle, Propaganda ve Yayın Kolektifi özgürleştirici yayınlar için yeni bir kanal açıyor. Ayrıca, bu minvalde, bu imkanı sağladığınız için size, Sisifos'a, teşekkür ederiz. Bu ülkede muhalif kitap yayınlamaya çalışmak da Sisifos'un draması gibi belki biraz. Ama yine de bile bile yarın gene o kayayı itmeye devam edeceğiz.

sisifos