tumblr counter
Veganizm ve Evrim | <a href="http://canbaskent.net">Can Başkent</a>

Can Başkent

logic and the rest...

VEGANİZM ve EVRİM

CAN BAŞKENT

Veganizmin ve daha genel olarak vejetaryenizmin önemli argümanlarından biridir: bitki temelli beslenme evrimsel olarak insana en uygun beslenme şeklidir. Bu argümana karşı olanlar da, gerek fosil temelli gerekse antropolojik argümanlarla, insanların etobur olarak evrildiğini savunarak, et yemesiyle beraber beyin hacminin artmasından tutun da, evriminin hızlandığına dair türlü türlü argümanlar geliştirirler. Dolayısıyla, et yiye yiye bu hale geldiysek, et yemek doğru bir şeydir, evrimci teze göre.

*

Pasifizmin ve genel olarak savaş karşıtı ve şiddetsiz siyasetin en önemli argümanlarından biridir: savaş dönemleri dışında toplumlar daha müreffeh bir hayat sürer ve daha hızlı ilerler. Bu argümana karşı olanlar da, ta Kadeş anlaşmasından başlayarak, tarihte savaşsız yıl geçmediğini, savaşmanın insanlığın ve medeniyetimizin en önemli temellerinden biri olduğunu, savaşların da sanıldığının aksine ülkelerin ekonomik yapısını orta ve uzun vadede çok sarsmadığını savunur ve Almanya ve Japonya örneğini verirler. Keza, İnternet bile ABD savunma bakanlığı tarafından icat edildiyse, savaş ve savaş hazırlığının insan antropolojisi ve medeniyetindeki değişmez yeri de tartışılmazdır. Haliyle, savaşa savaşa bu kadar geliştik, ilerlediysek, o halde savaşmak doğrudur bu teze göre.

*

Yukarıdaki uslamlamayı yapanlara Hume’un vereceği cevap açıktır: “Commit it then to the flames, for it can be nothing but sophistry and illusion.” [Ateşe atın bunu, aldatma ve yanılsamadan başka bir şey değil.].

Var olandan, olması gerekeni çıkarsamaya çalışmak (Is - Ought Problem), tarihe bakarak bugünün doğrusunun ne olduğunu anlamaya çalışmak, yaygın bir yöntem olsa da, ne mantıksal olarak ne de epistemolojik olarak ciddiye alınacak bir çaba değildir. Kuşkusuz, insanın evrim sürecindeki proto-insanlara bakarak “Allah allah bunlar neden vegan değil acaba, o halde ben de vegan olmayayım” demek, uygarlık tarihindeki herhangi bir savaşı ele alıp “Demek, savaşsız özgürlük elde edilemiyormuş, dolayısıyla ben de savaş başlatmalıyım” demek kadar afaki bir argüman olacaktır. Benzer şekilde, inek ile değil maymunla ortak atadan evrildiğimize işaret etmek de, aslanla ortak atadan evrilmediğimiz gerçeğini saklamayacaktır.

Keza, insanın et ağırlıklı beslendiği yüzbinlerce yıl boyunca, velev ki ot ağırlıklı beslenmiş olsaydı ne kadar hızlı gelişebilmiş olacağının yine net bir yanıtı yoktur. Bir süreklilik olarak bakıldığında, et yiyen insanla, ot yiyen insanı paralel evrenlere ve gezegenlere eş ve denk koşullar altında koyup, 200-300 bin yıl sonra kontrol etme imkanınız yoksa, evrimden ahlaki yargılar çıkarmak vasat bir zihin egzersizi olacaktır.

Buna rağmen, evrimden ahlaki yargılar çıkarmaktan geri durmuyoruz. Eşcinselliğin kökenlerini anlamak (ve dolayısıyla meşrulaştırmak) için maymunlara bakarak onlardan feyz almaya çalışmak veya erkek şiddetinin temelinde avcı-toplayıcı toplumun iş bölümünü görmek de benzer kusurun izdüşümleri. Ancak, mesele veganizm gibi nispeten yeni ve “zararsız” bir ideoloji söz konusu olunca, evrimci ahlakçılığın sorunları gözden kaçabiliyor.

Evrim, hayatta kalma mücadelesine gelecekten bakarak takılan addır. Bilmem kaç milyon yıl önce et yemek zorunda kalan, ahlak ya da ona benzer bir vicdani kriter geliştirdiğine dair hiçbir kanıta sahip olmadığımız bir canlı türüne, günümüz insanına genetik olarak ne kadar yakın olursa olsun, bakıp, bugünün insanına dair hem ahlaki hem de biyolojik yargılarda bulunmak bilimsel yöntemi göz göre göre katletmektir.

Sonuç olarak, biyolojizm sadece veganizmde değil, feminizmden, engelli özgürleşmesine dek türlü türlü siyasette öjeniye varan ürkütücü yansımalara sahip, bu yazıda bunlara hiç değinmeyelim. “Madem böyle gelmiş, böyle gider” demenin ötesine geçemeyecen evrimci ahlakçılığın siyasi bir aktör olmak için hiç olmazsa bu yazıda dile getirdiğim tezlere karşı kendini savunması gerekmekte.

Notlar

1. Hume’u çevirmenin memlekete özgürlük getirmekten bile daha zor olduğunu düşünüyorum. Bu yazıdaki kısa çeviri sadece bir ipucu olması amacıyla verilmiştir.